<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-3061469959498725770</id><updated>2011-12-23T17:03:21.429-08:00</updated><category term='günlük'/><category term='şiir'/><category term='deneme'/><category term='öykü'/><category term='anı'/><title type='text'>Min'el garaib</title><subtitle type='html'></subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://minel-garaib.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3061469959498725770/posts/default?max-results=100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://minel-garaib.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><author><name>Ganima</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11410480948119312441</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_Wo1GWoH3SoY/SfTJZaQVF5I/AAAAAAAAACM/SanfQXpAroE/S220/dn1.jpg'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>45</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>100</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3061469959498725770.post-3631481863076898863</id><published>2011-12-23T16:46:00.000-08:00</published><updated>2011-12-23T17:03:21.437-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='öykü'/><title type='text'>tıktık.</title><content type='html'>K. Kadıköy’den Karaköy’e geçmek üzere hızlı adımlarla vapur iskelesine doğru  asfaltı arşınlıyordu. Bu sırada onca kalabalığa, insan ve trafik gürültüsüne rağmen bir kadın pabucunun yere vurmasından gelen sesi duydu. Tık tık tık. Düzenli ancak arada sırada yerdeki bozukluklar nedeniyle sekteye uğrayan bir ritim. K. bu ritmi duyduğu andan itibaren kendini bu ritimden alamadı. Tüm dikkati ve ilgisi bu ritimdeydi. Sahibini merak etmiyordu. Sadece ses ilgisini cezbediyordu. Bu sırada Haldun Taner Tiyatrosu’nun karşısındaki ışıklara gelmişlerdi. Tıkırtılar da K. ile birlikte yeşil ışığı beklediler. Sessizliği fırsat bilen K.’nın gözleri orta yaşın biraz üzerindeki bir adamı eşinin karşıdan karşıya geçmesini beklerken gördü.  Adam karşıya geçen eşine el salladı. Eşi de ona. Gülümsediler. Sonra tıkırtı yeniden başladı. K. yeşil ışığın yanmış olduğunu tahmin etti. Ancak yine dünyadaki her şeyden soyutlanmıştı. Şuursuz bir şekilde sesi takip ediyordu. Vapura kadar takibini sürdürdü. Ses ile birlikte vapurun üst katındaki boş bir koltuğa oturdu. Tıkırtı kesilince K.’nın gözleri az önce eşinin karşıya geçmesini bekleyen adamı gördü. Kendi yaşlarında başka birileriyle buluşmuştu. Birkaç koltuk ileride keyifle muhabbet ediyorlardı. K. dışarıdaki martılara baktı. Her zamanki gibi açlar diye düşündü. Bu sırada vapurun içinde bulundukları bölümünde bir gürültü koptu. İnsanlar "doktor yok mu" diye bağırıştılar. Tıkırtı tekrar duyuldu. Önce tık tık sonra tıktık tıktık tıktık.  K.’nın az önce gördüğü adam yere yığılmıştı. İnsanlar çevresine toplanmıştı. Bir insan adama kalp masajı yapıyordu. “Kalbi durmuş” diye bir ses geldi kalabalıktan. Sonra tıkırtı yine duyuldu. Uzaklaşmaya başladı. K. ayağa kalktı. Tıkırtıyı takip etti. Vapur henüz kalkmamıştı. İskeleye bir ambulans yaklaştı.  Adamı Siyami Ersek Hastanesi’ne götürdüler. Bir yakını doktormuş.  Bu yüzden kalbin durmasının üzerinden çok zaman geçmesine rağmen elektroşok bile verdiler. Ancak kalbini çalıştıramadılar. K. tıkırtının peşinden gittiği için adamın vapurda iki saniye içinde gerçekleşen mükemmel ölümünü görmedi.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3061469959498725770-3631481863076898863?l=minel-garaib.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://minel-garaib.blogspot.com/feeds/3631481863076898863/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3061469959498725770&amp;postID=3631481863076898863' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3061469959498725770/posts/default/3631481863076898863'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3061469959498725770/posts/default/3631481863076898863'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://minel-garaib.blogspot.com/2011/12/tktk.html' title='tıktık.'/><author><name>Ganima</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11410480948119312441</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_Wo1GWoH3SoY/SfTJZaQVF5I/AAAAAAAAACM/SanfQXpAroE/S220/dn1.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3061469959498725770.post-1521892695755324209</id><published>2011-12-23T16:31:00.000-08:00</published><updated>2011-12-23T16:42:35.639-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='öykü'/><title type='text'>K.</title><content type='html'>Arkadaşlarım uzun zamandır K. ile harika bir çift oluşturabileceğimizden bahsedip duruyorlardı. Böyle yakıştırmalardan hiç haz etmem. Ama bunca zaman anlattıkları onca şeyden sonra bugün bir arkadaş buluşmasında K. ile karşılaşacaktık. Bu da beni meraklandırıyordu. Dedikleri kadar varsa ondan çok hoşlanmam gerekiyordu. Ancak iki insan arasındaki çekimi oluşturan birçok başka ufak tefek detay vardı elbette. Örneğin bazı insanların gülüşü çok komik olurdu. Gülüşü komik bir insanın beni çekip çekmeyeceğini bilemezdim. Bu düşüncenin aklımdan geçmesiyle K. nın gülüşünü acayip merak etmeye başladım. Bu düşünce içimi yedi bitirdi. Belki de öyle tiz kahkahalar atıyordu ki ortamdaki tüm insanların başı ona doğru çevriliyordu. Ya da çok kısık sesle kikirdiyordu. Tüm gün bu düşüncelerle çevredeki tüm insanların gülüşlerine dikkat edip durdum. K. bu insanlardan herhangi biri gibi gülüyor olabilirdi. Kendi gülüşüme bile yabancılaştım bu arada. Bundan hiç hoşlanmadım doğrusu. Sonunda buluşma vakti geldi çattı. Çok sabırsızlanmıştım. Onu hemen güldürmem gerekiyordu. Aklıma ilk gelen komik şeyi söyledim: “Dün izlediğim belgeselde göbeği üzerinde kayan penguenler vardı.” Bu söylediğime hiç tepki vermedi. Duymadığını düşündüm ancak aynı cümlenin ikinci baskısını yapma riskini de göze alamadım. Öyle bir şey söylemem gerekiyordu ki kaçışı olmasın ve gülsün. Hemen karar verdim ve vurgunu yaptım. “Saçı bozulmuş güvercinler hakkında ne düşünüyorsun ?” Yüzüme baktı. Dudaklarının kenarında küçük bir kıvrılma belirdi ve hemen yok oldu. “Hiç” dedi. Başka konulardan bahsetmeye başladı. Ancak söylediklerinin hiçbirini duymadım. Komik gülüşlü bir insan ile aramda bir çekim oluşabilirdi belki. Ama hiç gülmeyen bir insanla yakınlaşmak mı. Bu mümkün değildi.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3061469959498725770-1521892695755324209?l=minel-garaib.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://minel-garaib.blogspot.com/feeds/1521892695755324209/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3061469959498725770&amp;postID=1521892695755324209' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3061469959498725770/posts/default/1521892695755324209'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3061469959498725770/posts/default/1521892695755324209'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://minel-garaib.blogspot.com/2011/12/k.html' title='K.'/><author><name>Ganima</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11410480948119312441</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_Wo1GWoH3SoY/SfTJZaQVF5I/AAAAAAAAACM/SanfQXpAroE/S220/dn1.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3061469959498725770.post-536908251408448437</id><published>2011-12-02T14:10:00.000-08:00</published><updated>2011-12-02T14:32:08.744-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='günlük'/><title type='text'>balina.</title><content type='html'>İnsanın kendini ifade etmeye çalışması bazen deveye hendek atlatmak gibi geliyor bana. Örneğin ben İkinin Kurası'nın bana sorduğu “keyifler nasıl?” sorusuna “balina gibi çığlık atmak istiyorum” diye cevap vermek isterdim. Ancak “iyidir” dedim geçtim. Çünkü balinaların seslerinin bana nasıl hüzünlü, özlem ve çaresizlik dolu geldiğini kimseye anlatabilecek enerjim yok.  İnsanın kendi kendine oluşturduğu dili yakın arkadaşlarıyla paylaşması da bu yüzden çok önemli. Şimdi bu yazıyı okuyan üç-beş insan. Bunu size söyleyebilirim çünkü beni anlayabileceğinizi hissediyorum. Bu gece balinalar gibi şarkı söylemek istiyorum.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3061469959498725770-536908251408448437?l=minel-garaib.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://minel-garaib.blogspot.com/feeds/536908251408448437/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3061469959498725770&amp;postID=536908251408448437' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3061469959498725770/posts/default/536908251408448437'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3061469959498725770/posts/default/536908251408448437'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://minel-garaib.blogspot.com/2011/12/balina.html' title='balina.'/><author><name>Ganima</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11410480948119312441</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_Wo1GWoH3SoY/SfTJZaQVF5I/AAAAAAAAACM/SanfQXpAroE/S220/dn1.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3061469959498725770.post-6553770051891179872</id><published>2011-11-25T15:44:00.000-08:00</published><updated>2011-11-25T15:57:07.982-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='öykü'/><title type='text'>iz.</title><content type='html'>Müzik listemdeki onikinci şarkıyı çok seviyorum. Ne zaman onikinci şarkı başlasa şarkının ne kadar ahenkli olduğu geliyor aklıma. Hemen ardından tam beş dakika kırküç saniye sonra onüçüncü şarkının başlayacağını düşünüyorum.  Ancak doğruyu söylemek gerekirse  onüçüncü şarkıdan pek haz etmiyorum. Bu yüzden onikinci şarkının biteceğini ve onüçüncü şarkının başlayacağını düşünmek beni çileden çıkarıyor. Eskiden böyle bir insan değildim ben. Çile denince bile aklıma çilek gelirdi. Neden onüçüncü şarkının beni bu kadar sinirlendirdiğini bilmiyorum. Sanki onüçüncü şarkı onikinci şarkının bitme nedeniymiş gibi.  Halbuki o sadece başlama sırasını bekliyor.  Bir de ismi uğursuz. Gerçi doğru yerde ve doğru zamanda dursaydı bir de ismi farklı olsaydı onu sever miydim bilmiyorum. Tek bildiğim onikinci şarkıyı hiçbir zaman keyifle dinleyemediğim.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3061469959498725770-6553770051891179872?l=minel-garaib.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://minel-garaib.blogspot.com/feeds/6553770051891179872/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3061469959498725770&amp;postID=6553770051891179872' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3061469959498725770/posts/default/6553770051891179872'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3061469959498725770/posts/default/6553770051891179872'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://minel-garaib.blogspot.com/2011/11/iz.html' title='iz.'/><author><name>Ganima</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11410480948119312441</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_Wo1GWoH3SoY/SfTJZaQVF5I/AAAAAAAAACM/SanfQXpAroE/S220/dn1.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3061469959498725770.post-4038450260215942766</id><published>2011-11-22T12:52:00.000-08:00</published><updated>2011-11-22T13:08:36.438-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='günlük'/><title type='text'>gelincik.</title><content type='html'>"Ama güle güle diyemem." Bu cümleyi bana söyleyen yeşilin ortasındaki bir kırmızı gelincikti. Sonra pamuk tarlalarını gördüm. Bir Orhan Kemal kitabındaki pamuk işçilerinden birinin aşkını hatırladım. Bir yandan &lt;span style="font-style:italic;"&gt;dünyanın en delikanlı radyosu&lt;/span&gt;nu dinliyorduk. Aynı pamuk işçisini ve aşkını sabah bir iş mahkemesi duruşmasında tanık olarak dinlenen pamuk işçisini görünce de hatırlamıştım. Elleri aynı Orhan Kemal'in kitabındaki işçinin elleriydi. Yeni bir şehirde insan yine insandı. Ağaç yine ağaç. Gelincik de yine gelincikti. Bazen nerede olunduğunun çok da önemi yoktu, uzak olmak dışında.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3061469959498725770-4038450260215942766?l=minel-garaib.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://minel-garaib.blogspot.com/feeds/4038450260215942766/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3061469959498725770&amp;postID=4038450260215942766' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3061469959498725770/posts/default/4038450260215942766'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3061469959498725770/posts/default/4038450260215942766'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://minel-garaib.blogspot.com/2011/11/gelincik.html' title='gelincik.'/><author><name>Ganima</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11410480948119312441</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_Wo1GWoH3SoY/SfTJZaQVF5I/AAAAAAAAACM/SanfQXpAroE/S220/dn1.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3061469959498725770.post-192724783799267518</id><published>2011-11-07T17:36:00.000-08:00</published><updated>2011-11-07T18:06:20.739-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='günlük'/><title type='text'>tırtıllar ve kahverengi botları.</title><content type='html'>O sabah uyandığımda yapmayı hiç mi hiç istemediğim ilk şey yüzümü yıkamaktı. Ayrıca sevecen ve sıcak yorganımı terketmek zorunda olduğum için çok mutsuzdum. Ama yüzümü yıkadım, yorganımı da terkettim.&lt;br /&gt;Daha sonra yapmayı hiç mi hiç istemediğim şeylerden ilki ise işe gitmekti. Çünkü o gün çok mühim, ivedi ve zor bir işim vardı. Hem zavallı karnım çok açtı ve onu doyurmaya vaktim olmadığı için de çok mutsuzdum. &lt;br /&gt;Tabi bu arada tüm olumsuzluklardan bahsettiğimi düşünmenizi istemem. Zira sabah bana günaydın diyen birinin olmamasından, diş fırçalama ve giyinme faslından bahsetmedim bile. Ki bunlardan birincisi hakkında sayfalarca depresif yazı yazılabilir taktir edersiniz ki. &lt;br /&gt;Her neyse. Sonra işe gittim. Yine dikkatinizi çekmek isterim ki teptiğim yollardan ve belediye otobüs yolculuklarının niteliğinden hiç bahsetmiyorum.&lt;br /&gt;Bu aşamadan sonra en çok karşılaşmak istemediğim durumlardan ilki o çok mühim ve ivedi işim hakkındaki bir talebimin reddedilmesiydi.  Talebim kabul edilmediğinde yürürlüğe geçireceğim bir B planım vardı ancak onu uygulamak zorunda kalma fikri beni mutsuz ediyordu. Sonra talebim reddedildi.&lt;br /&gt;B planını uygulamaya soktuğumda ise olasılıkları hesaplamakta hastalıklı bir ustalık barındıran sevgili kafamın dahi içinde bulunmayı hiç istemeyeceğim durumlar arasında saymadığı bir olayla karşılaştım. Adliyede elektrikler kesildi ve ben acil ve neredeyse hayat memat meselesi olan işim dururken iki saat elektriklerin gelmesini bekledim. Her ne kadar bir üçüncü dünya ülkesinde yaşıyor olsam da bunu hesaba katabilecek kadar pesimist olamazdım. Belki de ileride bir gün bugünü her zaman elektrinklerin kesilmesi ihtimalini hatırlamak konusunda bir dönüm noktası olarak görecektim. Örneğin belki ileride bir gün güzel bir şarkı dinlerken şarkının en güzel yerinde elektriklerin kesilmesi ihtimalini düşünerek şarkıyı kendime zehir edecektim. Yavaş yavaş deliriyordum sanırım.&lt;br /&gt;Daha sonra imkansız bir şekilde B planım da işe yaramadı. Emin olduğum şey bu alanda iki artı ikinin hep dört etmesi gerektiğiydi. Ama etmiyordu işte. Bu planın işe yaramaması ise dünyadaki diğer tüm mümkün ve mümkün olmayanları sorgulamama neden oldu. Yani belki de tırtılların asla asla asla kahverengi bot giyemeyeceği konusunda yanılıyor olabilirdim.&lt;br /&gt;Daha sonra bu olumsuzlukların direk muhatabı olan birkaç ağlamaklı insanla konuştum. Neyseki bu defa sadece ağlamaklıydılar ve neyseki bu defa da sonucun beş olması konusunda kimse beni sorumlu tutamazdı. &lt;br /&gt;O akşam bir arkadaşımın söylemiyle tüm bunlara rağmen nasıl mutlu olacak bir kafaya erişebildiğimi biraz sorguladım. Ama akşam olmaya başlayınca işler de düzelmeye başlıyordu.&lt;br /&gt;O an yapmayı en çok istediğim şeyleri birer ikişer yapar buldum kendimi. Ofise döndüm, karnımı doyurdum, biraz müzik dinledim, bira içtim, yolda kitap okudum, eve gittim, ısındım.&lt;br /&gt;Ve gece..&lt;br /&gt;Gece sadece bir Morphine şarkısı olmaktan öteydi.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3061469959498725770-192724783799267518?l=minel-garaib.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://minel-garaib.blogspot.com/feeds/192724783799267518/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3061469959498725770&amp;postID=192724783799267518' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3061469959498725770/posts/default/192724783799267518'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3061469959498725770/posts/default/192724783799267518'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://minel-garaib.blogspot.com/2011/11/trtllar-ve-kahverengi-botlar.html' title='tırtıllar ve kahverengi botları.'/><author><name>Ganima</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11410480948119312441</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_Wo1GWoH3SoY/SfTJZaQVF5I/AAAAAAAAACM/SanfQXpAroE/S220/dn1.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3061469959498725770.post-3390307570594863724</id><published>2011-10-24T14:09:00.000-07:00</published><updated>2011-10-24T14:40:33.153-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='öykü'/><title type='text'>dünya.</title><content type='html'>Bugün Ganima2'nin yaptığı hatalar yüzünden tüm gün mide ağrısı çektim. Ganima2'ye kızamıyorum da doğrusu. Çünkü hata yapmamaya çalışmak zorunda olmak çok sıkıcı. Bunca dünyevi mesele içine gömülmüşken bir arkadaşımın varoluşsal kaygıları beni adeta rahatlattı. Beni yiyip bitiren tamamiyle dünyevi meseleleri bu kadar çok kafama takmış olmam çok şaşırtıcı. Sonra 'acaba varoluşsal kaygılarımız dünyevi meselelere karşı savunma mekanizmamız mı oluyor bazen' diye düşündüm. En nihayetinde dünyaya ve dünyeviye yabancılaştırıyorlar.  Halbuki dünyevi olan da dünyevi olmayan da biziz galiba. Deliysek deliliğimize dışarıdan bakabilmeliyiz. Bugün hayatımı bulaşık yıkayarak kazandığım para ile geçirmeyi istedim. Bulaşık yıkarken de varoluşu düşünüp nihilizmin kıyılarında dolaşmak istedim. Ganima1'e öykündüğümün farkındayım. Ama sanki sadece o zaman eve döndüğümde aynı kişi olarak kalabilirim gibi geldi. Arada sırada kimseyle iletişim kurmamak da harika olurdu. Lütfen kimse bana kızmasın. Ama sanki bazen böylesi daha kolay.&lt;br /&gt;Bilmiyorum. Kafam karışık. Belki de şu an tek umursamam gereken Ç.nin hediye ettiği rengarenk terliklerdir. Annelerimizin hep dediği gibi ayağını sıcak tutmalısın arkadaşım.&lt;br /&gt;İmza Ganima3.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3061469959498725770-3390307570594863724?l=minel-garaib.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://minel-garaib.blogspot.com/feeds/3390307570594863724/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3061469959498725770&amp;postID=3390307570594863724' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3061469959498725770/posts/default/3390307570594863724'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3061469959498725770/posts/default/3390307570594863724'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://minel-garaib.blogspot.com/2011/10/dunya.html' title='dünya.'/><author><name>Ganima</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11410480948119312441</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_Wo1GWoH3SoY/SfTJZaQVF5I/AAAAAAAAACM/SanfQXpAroE/S220/dn1.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3061469959498725770.post-3855675886173751657</id><published>2011-10-15T13:21:00.000-07:00</published><updated>2011-10-15T13:32:49.026-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='günlük'/><title type='text'>şeffaf ayakkabı kutusu.</title><content type='html'>M. nin bana hediye ettiği şemsiyeyle artık gri günlerde dünya rengarenk. Rengarenk bir dünyadaki en renksiz nokta gibiyim bugün. Rüyamda kendi kopyalanmış bebekliğimle konuşup ona büyüdüğünde benden çok daha akıllı olacağını söyledim. Belli ki o büyüdüğünde şeffaf ayakkabı kutularının varlığını hemen farkedecek.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3061469959498725770-3855675886173751657?l=minel-garaib.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://minel-garaib.blogspot.com/feeds/3855675886173751657/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3061469959498725770&amp;postID=3855675886173751657' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3061469959498725770/posts/default/3855675886173751657'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3061469959498725770/posts/default/3855675886173751657'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://minel-garaib.blogspot.com/2011/10/seffaf-ayakkab-kutusu.html' title='şeffaf ayakkabı kutusu.'/><author><name>Ganima</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11410480948119312441</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_Wo1GWoH3SoY/SfTJZaQVF5I/AAAAAAAAACM/SanfQXpAroE/S220/dn1.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3061469959498725770.post-6489790958514782501</id><published>2011-10-08T16:06:00.000-07:00</published><updated>2011-10-08T16:46:20.946-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='öykü'/><title type='text'>mordağlar</title><content type='html'>Evet dünya garip bir yerdi. Dünyanın bir köşesinde yağmur ormanları yok olurken başka bir köşesinde  aşık olduğunuz insan bir mesaja cevap vermediği için üzülebiliyordunuz. Bir kez hazır pizzayı fırında unutup yaktıysanız baykuş gibi ötebiliyor olsanız bile dünyanın en beceriksiz insanıydınız. Özgeçmişinize hiçbir zaman ayakta boş boş dururken ne kadar rahat olabildiğinizi yazamazdınız ama belki de bu, iş hayatında başarıya ulaşmanızı sağlayacak en mühim özelliğinizdi. Yani elinizi kolunuzu nereye koyacağınızı çok iyi bilseniz de bununla kimse ilgilenmezdi. Dağlara gitmek isterdiniz ama asla gidemezdiniz. Uzaktaki mor dağlar olurdu onlar hep. Tutku vardı, pişmanlık vardı, su ve cırcır böcekleri vardı. Bir de domatesler.. Dünya garip bir yerdi.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3061469959498725770-6489790958514782501?l=minel-garaib.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://minel-garaib.blogspot.com/feeds/6489790958514782501/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3061469959498725770&amp;postID=6489790958514782501' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3061469959498725770/posts/default/6489790958514782501'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3061469959498725770/posts/default/6489790958514782501'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://minel-garaib.blogspot.com/2011/10/mordaglar.html' title='mordağlar'/><author><name>Ganima</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11410480948119312441</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_Wo1GWoH3SoY/SfTJZaQVF5I/AAAAAAAAACM/SanfQXpAroE/S220/dn1.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3061469959498725770.post-6981645677630320774</id><published>2011-09-24T15:20:00.000-07:00</published><updated>2011-09-24T15:36:23.889-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='günlük'/><title type='text'>psişik.</title><content type='html'>Şu hayatta kaç kişinin yanına kafasında örümcek gezen bir kadın oturmuştur ki.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3061469959498725770-6981645677630320774?l=minel-garaib.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://minel-garaib.blogspot.com/feeds/6981645677630320774/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3061469959498725770&amp;postID=6981645677630320774' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3061469959498725770/posts/default/6981645677630320774'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3061469959498725770/posts/default/6981645677630320774'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://minel-garaib.blogspot.com/2011/09/psisik.html' title='psişik.'/><author><name>Ganima</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11410480948119312441</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_Wo1GWoH3SoY/SfTJZaQVF5I/AAAAAAAAACM/SanfQXpAroE/S220/dn1.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3061469959498725770.post-1527851681551027140</id><published>2011-06-22T14:26:00.000-07:00</published><updated>2011-06-22T14:51:22.241-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='öykü'/><title type='text'>falez.</title><content type='html'>Aslında iyi bir kızdı o. Genel olarak çevresindekiler tarafından sevilir, sayılırdı. &lt;br /&gt;Çünkü o talihsiz olay başına gelene kadar gayet aklı selim ve güleçti. &lt;br /&gt;Bir gün aklının serin fakat sarp ve tehlikeli kıyılarında tatile çıkmıştı, iki kişiyle. &lt;br /&gt;Diğer ikisi birbirinden hiç hazzetmezdi ama üçü birlikte çok eğleniyorlardı doğrusu. &lt;br /&gt;Belki de doğa üçünün de çok sevdiği yegane şeydi. Bu yüzden de oynayıp duruyorlardı doğa içinde. &lt;br /&gt;Bir ara bir falez kıyısında koşturup şakalaşırlarken her nasılsa korkunç bir şekilde diğer ikisi uçurumun kenarından kayıverdi bir anda. &lt;br /&gt;Ancak elleriyle tutunabilmişlerdi  kenardaki ot parçalarına. &lt;br /&gt;Bu durum karşısında şaşkınlığını üzerinden derhal atan kızcağız  yalnız birini yukarı çekip kurtarmaya gücünün yeteceğini fark etmişti hemen. &lt;br /&gt;Sonra diğerini çekmeye zaman kalmayabilirdi veya kurtardığı kişi diğerine yardımdan kaçınabilirdi. Çünkü birbirlerini sevmedikleri gün gibi açıktı. &lt;br /&gt; Kız, her ikisini kurtaramayacağını anlayacak kadar zeki olduğu için bu çabaya hiç girişmedi. Ancak seçim yapmayı da hiç beceremezdi.&lt;br /&gt;Kurtaracağı kişiyi seçerken duygusal davranmanın büyük bir haksızlık olacağının ayrımındaydı. &lt;br /&gt;Lakin kafasında bir terazi oluşturup kefelerine  doldurduklarıyla bir seçim yapabilecek zamanı da pek yoktu.  &lt;br /&gt;Zaten o kefeleri kendi fikrince doldurmak çok cüretkar bir düşünceydi.&lt;br /&gt; O kim oluyordu da bu iki kişiden hangisinin yaşamasının dünya için daha hayırlı olacağına karar verecekti. &lt;br /&gt;Kız bu düşüncelerle boğuşurken uçurumun kenarındakilerden birinin bir eliyle tuttuğu otlar kopuverdi.  &lt;br /&gt;Artık tek eliyle tutunabiliyordu sadece. Diğeri gibi o da çok terlemiş soru soran gözlerle kıza bakıyordu. &lt;br /&gt;Kız hala bir karar verememiş hangisini kurtarabileceğini bilemiyordu.&lt;br /&gt; O ancak hangisinin kendisini daha çok sevebileceğini bilebilirdi. Ancak elbette ki bunun çok bencilce bir bakış açısı olduğunun bilincindeydi. &lt;br /&gt;Kararsızlık kızın içini kemirerek onu yiyip bitiriyordu. Zaten bu arada tek kolu ile asılı kalmış kişinin dayanmaya mecali kalmamıştı. Aşağıya doğru önce sürtünerek yavaşça sonra hızla kaydı ve sert bir şekilde uçurumun dibine düştü. &lt;br /&gt;Kısa ve tiz bir çığlık attı kız.&lt;br /&gt;Sanki uçurumun dibine değil de kızın ruhunun üzerine düşmüştü bu kişi. Ama kızın duygularını dinleyecek bir saniyesi dahi yoktu.&lt;br /&gt;Artık verilmesi gereken bir karar kalmamıştı.&lt;br /&gt; Kız hemen diğerini yukarı çekmeye koyuldu. Ancak bu kişi o kadar ağırdı ki kız kan ter içinde kalmasına rağmen kişiyi bir nebze dahi yukarı çekemiyordu. &lt;br /&gt;Uğraştı. Uğraştı.&lt;br /&gt; Bir ara kurtarmaya çalıştığı kişi kızın eline yapıştı. Neredeyse onu da aşağı çekecekti ki kız, kıvrak bir hareketle bu hamleden kurtuldu. &lt;br /&gt;Artık onu yukarı çekme çabasının boşa olduğunu fark ettiğinde ise yapabileceği en mantıklı şeyi yaparak arkasını dönüp yoluna devam etti. &lt;br /&gt;Tabi ki hızlı hareket etmişti. Yol boyunca yardım olarak çağırabileceği birini aradı gözleri. Birini bulur bulmaz da olay mahalline gönderdi.  &lt;br /&gt;Ancak o gün orada uçurumun kenarındaki kişiye ne olduğunu öğrenmekten hep kaçındı.&lt;br /&gt;Aslında iyi bir kızdı o. Genel olarak çevresindekiler tarafından sevilir, sayılırdı. &lt;br /&gt;Çünkü o talihsiz olay başına gelene kadar gayet aklı selim ve güleçti.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3061469959498725770-1527851681551027140?l=minel-garaib.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://minel-garaib.blogspot.com/feeds/1527851681551027140/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3061469959498725770&amp;postID=1527851681551027140' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3061469959498725770/posts/default/1527851681551027140'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3061469959498725770/posts/default/1527851681551027140'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://minel-garaib.blogspot.com/2011/06/falez.html' title='falez.'/><author><name>Ganima</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11410480948119312441</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_Wo1GWoH3SoY/SfTJZaQVF5I/AAAAAAAAACM/SanfQXpAroE/S220/dn1.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3061469959498725770.post-8590733113828101493</id><published>2011-05-02T07:54:00.001-07:00</published><updated>2011-05-02T08:01:37.294-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='günlük'/><title type='text'>mayıs.</title><content type='html'>Bu akşam kırlangıç seslerini duydum. Sonra arkadaşlarımla kelaynak, gri balıkçıl, flamingo ve hatta koloni halindeki akpelikanlar gibi öttük. Ve ben, bunların hepsini baharın gelmesine yordum.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3061469959498725770-8590733113828101493?l=minel-garaib.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://minel-garaib.blogspot.com/feeds/8590733113828101493/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3061469959498725770&amp;postID=8590733113828101493' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3061469959498725770/posts/default/8590733113828101493'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3061469959498725770/posts/default/8590733113828101493'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://minel-garaib.blogspot.com/2011/05/mays.html' title='mayıs.'/><author><name>Ganima</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11410480948119312441</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_Wo1GWoH3SoY/SfTJZaQVF5I/AAAAAAAAACM/SanfQXpAroE/S220/dn1.jpg'/></author><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3061469959498725770.post-347993836967951841</id><published>2011-04-23T13:43:00.000-07:00</published><updated>2011-04-23T13:48:16.378-07:00</updated><title type='text'>münasebetsiz..</title><content type='html'>"Eğer Antartika'ya terliklerimle gitmeye çalışsam mutlu sona ulaşabilirdim" dedi. Ancak böyle bir eylemi denemek intihar etmek demek olurdu. Bir aksilik olmazsa yetmiş yaşına gelene kadar intiharı düşünmeyeceği için mutlu sondan vazgeçmeliydi.&lt;br /&gt;Ama bir insan değil de bir imparator penguen olsaydı durum çok farklı olurdu. Gerçi o zaman da terlik giyemezdi büyük ihtimalle. Zaten terlik giyen bir imparator penguenin düşüncesi bile çok komikti.&lt;br /&gt;Hayat bu kadar zor olmak mecburiyetinde miydi.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3061469959498725770-347993836967951841?l=minel-garaib.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://minel-garaib.blogspot.com/feeds/347993836967951841/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3061469959498725770&amp;postID=347993836967951841' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3061469959498725770/posts/default/347993836967951841'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3061469959498725770/posts/default/347993836967951841'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://minel-garaib.blogspot.com/2011/04/munasebetsiz.html' title='münasebetsiz..'/><author><name>Ganima</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11410480948119312441</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_Wo1GWoH3SoY/SfTJZaQVF5I/AAAAAAAAACM/SanfQXpAroE/S220/dn1.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3061469959498725770.post-1705031012151796261</id><published>2011-02-05T14:07:00.000-08:00</published><updated>2011-02-05T14:17:53.857-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='öykü'/><title type='text'>olduğu kadar.</title><content type='html'>Artık düzenli bir insan olarak yaşamaya karar vermişti.  Bunun için işe öncelikle ayakkabılığını düzenleyerek başlayacaktı. Onlarca ayakkabısı vardı ve her gün giymek istediği ayakkabıyı bulmak için çok fazla zaman kaybediyordu. &lt;br /&gt;Düzenleme işine önce tüm ayakkabılar için birer ayakkabı kutusu bularak başladı. Sonra tüm ayakkabıları bu kutuların içine yerleştirerek kutuların üzerine ayakkabıları anımsatacak yazılar yazdı.  Kutuların üzerindeki yazlık kahverengi, kışlık siyah, yazlık siyah açık, spor, bot gibi açıklayıcı kelimeler yardımıyla aradığı ayakkabıları hemen bulacaktı. Yazım işlemini tamamladıktan sonra ayakkabı kutularını üst üste ve yan yana yerleştirerek ayakkabılığının içini tamamen düzeltti.  O akşam boyunca kendisini hafiflemiş hissetti. &lt;br /&gt;Ertesi gün dışarı çıkmadan önce giymek istediği ayakkabıyı hemen buldu ve düzenli bir insan olmanın ne kadar da güzel olduğunu düşündü.  Bu düzenliliğin henüz dışarıdaki hayatına hiçbir etkisi olmamıştı. Ama bu şekilde düzenli olmayı hayatının her alanında alışkanlık haline getirdiğinde çok olumlu değişiklikler yaşayacağını düşünüyordu. &lt;br /&gt;O akşam eve geldiğinde çok yorgundu. Ayakkabısını çıkardıktan sonra kutuya bir göz attı. Yarın sabah da aynı ayakkabıyı giyeceği için ayakkabıyı kutusuna geri koymaktan vazgeçti. Ertesi sabah farklı bir ayakkabı giymek istedi ve o ayakkabıyı da hemen buldu. Ama eve geldiğinde onu da kutusuna geri koymaya çok üşendi. Altı üstü iki ayakkabı vardı dışarıda ve onları da bir sonraki gün yerine koyabilirdi. Ancak bir sonraki gün de bunu yapmaya erindi. Böylece bir süre sonra ortalıkta bir sürü ayakkabı ve kutu olmuştu. Bu defa ortalığı toplamak zorunda olduğu için kutuların içine ayakkabıları rasgele yerleştirdi. Sonraki gün aradığı kışlık siyah ayakkabıyı, yazlık siyah açık ayakkabı kutusunun içinde buldu. Sonra kendisine böyle bir düzen oluşturabileceğini düşündü. Bundan böyle kışlık siyah ayakkabı aradığında, yazlık siyah açık ayakkabı kutusuna bakacaktı. Ertesi gün botunu spor ayakkabı kutusunda buldu. Ancak akşamları eve geldiğinde bunları da yeni yerlerine yerleştirmeye üşendi. İşler bu şekilde de yürümedi. Bir gün eve geldiğinde ayakkabılar ve kutulardan oluşan düzensiz ve koca bir yığın oluştuğunu gördü. Önceleri bu kaos ortamı iyice canını sıktı, kafasını karıştırdı ve hatta onu çileden çıkardı.  Ancak daha sonra eğer bu şekilde devam ederse ayakkabılar bir gün doğru kutularını bulabilirler diye düşündü ve konuyu fazla kafasına takmamaya başladı.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3061469959498725770-1705031012151796261?l=minel-garaib.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://minel-garaib.blogspot.com/feeds/1705031012151796261/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3061469959498725770&amp;postID=1705031012151796261' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3061469959498725770/posts/default/1705031012151796261'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3061469959498725770/posts/default/1705031012151796261'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://minel-garaib.blogspot.com/2011/02/oldugu-kadar.html' title='olduğu kadar.'/><author><name>Ganima</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11410480948119312441</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_Wo1GWoH3SoY/SfTJZaQVF5I/AAAAAAAAACM/SanfQXpAroE/S220/dn1.jpg'/></author><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3061469959498725770.post-4553136993773401218</id><published>2010-11-29T14:56:00.000-08:00</published><updated>2010-11-29T15:03:28.065-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='öykü'/><title type='text'>sanı.</title><content type='html'>Geçenlerde şaşırtıcı bir olayla güne başladım. Evimde tanımlanamayan bir cep telefonu şarjı vardı. Bildiğim kadarıyla bu şarj aleti evdeki kimseye veya ziyaretçilere ait olamazdı. O halde iki ihtimal vardı. Birincisi fotoğraf makinemi ödünç verdiğim arkadaşlarımdan birinin bu şarj aletini fotoğraf makinesi çantasının içinde unutmuş olması ihtimali, ikincisi ise paralel evrenlerden birinde bu evde yaşayan birisinin bu şarj aletine ait telefonu kullanıyor olması ve evrenler arasındaki bir geçiş nedeniyle bu hadisenin vuku bulması ihtimali idi. Belli ki eş evrenlerden biri teknolonojide almış başını gitmişti. Belki büyük bir keşfin eşiğinde bile olabilirdim. Hemen paralel evrendeki arkadaşımıza ait başka izler aramaya başladım ben de.&lt;br /&gt;Önce mutfağa baktım. Kirli tabaklar, masa üzerindeki ekmek kırıntıları, yarısı açılmış yamuk duran perde, musluktan şıp şıp damlayan su...  Her şey sıradan gözüküyordu. Sonra salonda göz gezdirmeye başladım. Farklı bir şeyler olduğunu sezmeye başladığım sırada telefon çalmaya başladı. Gizemli bir şahıstan esrarengiz bir telefon almayı bekliyordum ama arayan arkadaşım S. idi. Heyecanla olayı anlatmaya başlayacaktım ki sözümü keserek şarjını bende unuttuğunu söyledi. Böylece cep telefon şarjının gizemi beş dakika içinde çözümlenmiş oldu.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3061469959498725770-4553136993773401218?l=minel-garaib.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://minel-garaib.blogspot.com/feeds/4553136993773401218/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3061469959498725770&amp;postID=4553136993773401218' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3061469959498725770/posts/default/4553136993773401218'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3061469959498725770/posts/default/4553136993773401218'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://minel-garaib.blogspot.com/2010/11/san.html' title='sanı.'/><author><name>Ganima</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11410480948119312441</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_Wo1GWoH3SoY/SfTJZaQVF5I/AAAAAAAAACM/SanfQXpAroE/S220/dn1.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3061469959498725770.post-8536471790013170909</id><published>2010-07-14T13:24:00.000-07:00</published><updated>2010-07-14T13:33:15.024-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='günlük'/><title type='text'>komik.</title><content type='html'>Bugünlerde şu üç şeye aklıma geldikçe gülüyorum:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1- Saçı bozulmuş güvercine.&lt;br /&gt;2- Hakim "sehven yapılmıştır" derken "şehven yapılmıştır" yazan katipe.&lt;br /&gt;3- Ölümcül hıçkırık hastalığına yakalanmış Lily'e.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3061469959498725770-8536471790013170909?l=minel-garaib.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://minel-garaib.blogspot.com/feeds/8536471790013170909/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3061469959498725770&amp;postID=8536471790013170909' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3061469959498725770/posts/default/8536471790013170909'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3061469959498725770/posts/default/8536471790013170909'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://minel-garaib.blogspot.com/2010/07/komik.html' title='komik.'/><author><name>Ganima</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11410480948119312441</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_Wo1GWoH3SoY/SfTJZaQVF5I/AAAAAAAAACM/SanfQXpAroE/S220/dn1.jpg'/></author><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3061469959498725770.post-9025311686497452458</id><published>2010-06-20T15:29:00.000-07:00</published><updated>2010-06-20T15:40:22.966-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='deneme'/><title type='text'>göçük.</title><content type='html'>İnsanoğlu ve kızı arada sırada kendini yeniden inşa etmek isteyebilir. Örneğin; gülümsemesi yüzünün normal şekli haline gelmiş biri, bazen ulvi dertleri olan karizmatik bir insan gibi görünmek isteyebilir. Bunun bir çok nedeni vardır. Ama burada bu konunun nedenlerinden çok tehlikelerinden ve bu tehlikeleri önleme yöntemlerinden bahsedilecektir. Nedenleri önleme uğraşısına ise hiç girişilmeyecektir. &lt;br /&gt;Böyle durumlarda daha ilişkilerinin başından beri kişinin kendisini kendinden farklı tanıttığı insanlara ihtiyaç vardır. (Bundan sonra kerizler olarak anılacak grup.) Onlara geçmişi ve  geleceği ile farklı dertleri olan başka bir insan tanıtılmış olmalıdır.  Her ne kadar kerizlerle yeterince zaman geçirdikten sonra inşa edilen kişi yine inşa eden kişinin gerçek haline dönecek olsa da yeterince az görüşülmesi durumunda istenilen kıvamda kalınabilir. &lt;br /&gt;Bu tip ilişkilerde yapılmaması gereken en önemli hata, kerizlerle çok zaman geçirmek dışında,  arkadaş gruplarının birbiriyle tanıştırılmasıdır. Kerizlerle, diğer arkadaş grubunun tanıştırılması durumunda gruplara uyum zorluğu yaşayan kişinin bakışları anlamsızlaşacak, yukarıdaki örneğe göre, sırıtıklık ile kuulluk arasında gidip gelen ebleh bir görüntü sergilenecektir. Kişi karakterini tamamen kaybetme tehlikesi içine düşecek ve derin depresyonlara sürüklenecektir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3061469959498725770-9025311686497452458?l=minel-garaib.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://minel-garaib.blogspot.com/feeds/9025311686497452458/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3061469959498725770&amp;postID=9025311686497452458' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3061469959498725770/posts/default/9025311686497452458'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3061469959498725770/posts/default/9025311686497452458'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://minel-garaib.blogspot.com/2010/06/gocuk.html' title='göçük.'/><author><name>Ganima</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11410480948119312441</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_Wo1GWoH3SoY/SfTJZaQVF5I/AAAAAAAAACM/SanfQXpAroE/S220/dn1.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3061469959498725770.post-2666789158677302926</id><published>2010-06-16T14:54:00.000-07:00</published><updated>2010-06-16T14:57:50.127-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='günlük'/><title type='text'>yine mi çiçek.</title><content type='html'>İnsan yer yatağında yatarken sanki odanın tüm yuvarlanılabilir yerleri yatağın bi parçasıymış gibi oluyor. Yuvarlanıyorum. Hop, yandaki elbise yığınının arasından çoraplarımı buluyorum. Yuvarlanıyorum. Hop, elime kitabım takılıyor. İç kapağına tarih, isim ve alındığı şehir yazılmış. Kendimi dünyanın en gezgin insanı addediyorum anında. Bi sayfa çevirip okuyorum. Keyfime diyecek yok. Duvar saatim çello çalıyor. Sen, diyor, her kitabının arasından kuru çiçekler çıkan birisin. Ben, diyorum, bu sefillikten kurtulduktan sonra da yer yatağında yatmaya devam edebilirim. &lt;br /&gt;Sonra uykuya dalıyorum. Rüyamda ölüyüm. Ama etrafta gezinmeye devam ediyorum. Rüyamda beni görebilenler de var, göremeyenler de. Sadece duyanlar, hem görüp hem duyanlar, sadece gören ama duyamayanlar.. &lt;br /&gt;En çok görüp de duyamayanlar sinirimi bozuyor.&lt;br /&gt;Uyanıyorum.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3061469959498725770-2666789158677302926?l=minel-garaib.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://minel-garaib.blogspot.com/feeds/2666789158677302926/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3061469959498725770&amp;postID=2666789158677302926' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3061469959498725770/posts/default/2666789158677302926'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3061469959498725770/posts/default/2666789158677302926'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://minel-garaib.blogspot.com/2010/06/yine-mi-cicek.html' title='yine mi çiçek.'/><author><name>Ganima</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11410480948119312441</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_Wo1GWoH3SoY/SfTJZaQVF5I/AAAAAAAAACM/SanfQXpAroE/S220/dn1.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3061469959498725770.post-906483395920549991</id><published>2010-06-13T14:37:00.000-07:00</published><updated>2010-06-13T14:46:37.140-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='günlük'/><title type='text'>yaz gecesi rüyası.</title><content type='html'>Bugün bir yıldır gün yüzü görmemiş bisikletimi örümcek ağları içindeki karanlık bodrumumuzdan çıkardım. Biraz temizledim, lastiklerini şişirdim. Hala paslıydı, frenleri tutmuyordu. Ama kullanılabilecek bir haldeydi. Bir süre kullanmak zorunda olduğum wal-mart'tan alınma kıytırık bisikletimden iyi durumda olduğu kesindi, zaten alttarafı sahilde binecektim. &lt;br /&gt;Hava biraz serinlemişti çıktığımda. Yine de yaz mevsimi kendisini iliklere kadar hissettiriyordu. İstanbul'da yaşamanın kaçınılmazı pazar günü kalabalığı vardı tabi ki. Sevgili B.'nin bana hediye ettiği pusulalı bisiklet zilini bisiklete hala takmadığıma çok pişman oldum. &lt;br /&gt;Sahilde N. Ile buluştuk. Pembe mor renkli, uğur böceği şeklinde zilli üstelik sepeti bile olan bisikletiyle çok havalıydı N. Kaskı bile vardı.&lt;br /&gt;Caddebostan sahilinde neyseki insanlarda oluşmuş “bisiklet yolu anlayışı” ile rahattık. Ama aynı rahatlığı Maltepe sahilinde yaşayamadık. İnsanlar bisiklet yolunun ortasında sallana sallana yürüyordu. Ben içten içe kızıyordum. N.nin sakinliğine de özeniyordum. Gereksiz agresifliğe hiç gerek yoktu, üstelik regl piskolojisinde bile değildim. Fazla umursamamaya başladım sonra. Gülümseyip geçmeyi başarır oldum. Yine de yayaların bisikletlilere garezi olduğuna dair inancımdan kurtulamadım. Yoksa bisikletliler de yayalar için mi aynısını yapıyordu. Sanki farklı statülere sahip insanlar oluşmuş gibiydi.  Karşıdan gelen bir bisikletlinin bisiklet yolunda üzerine doğru yürüyen bir yayaya yol vermemek için direndiğini gördüm. Aralarında bir tartışma çıksa ben bisikletlinin yanında yer alacaktım, yürüyenler de belki yürüyenlerin. &lt;br /&gt;İşte bisiklet yollarının bu kadar yeni olduğu bir yerde yaşayınca bunlar olağandı. Velhasıl kelam bu şekilde iyice saçmaladığımı farkettiğim anda N. Ile çimlerde oturup muabbet etmeye başlamıştık sakin sakin. Böyle telaşsız bir günü ne zamandır yaşamadığımı düşündüm.  Neden yaşamadığımı da düşündüm, bugünün yolculuklarım ve yapacaklarım konusunda beni neden heveslendirdiğini de düşündüm, bisikleti ve dostlarımı özlediğimi de düşündüm. Ama bunlardan bahsetmeyeceğim. Sadece bugünü hatırlamak istediğim için gece yarısı sakin sakin klasik müzik dinleyip soda içerken bunları yazdım.   &lt;br /&gt;Özlediğim herkesi buradan öpüyorum.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3061469959498725770-906483395920549991?l=minel-garaib.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://minel-garaib.blogspot.com/feeds/906483395920549991/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3061469959498725770&amp;postID=906483395920549991' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3061469959498725770/posts/default/906483395920549991'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3061469959498725770/posts/default/906483395920549991'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://minel-garaib.blogspot.com/2010/06/yaz-gecesi-ruyas.html' title='yaz gecesi rüyası.'/><author><name>Ganima</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11410480948119312441</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_Wo1GWoH3SoY/SfTJZaQVF5I/AAAAAAAAACM/SanfQXpAroE/S220/dn1.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3061469959498725770.post-1517379657085005968</id><published>2010-05-18T15:02:00.001-07:00</published><updated>2010-05-18T15:21:30.303-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='günlük'/><title type='text'>majas on balcony</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_Wo1GWoH3SoY/S_MOn-vv2mI/AAAAAAAAAJM/MqCjjK097UE/s1600/goya-balcony.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 202px; height: 320px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_Wo1GWoH3SoY/S_MOn-vv2mI/AAAAAAAAAJM/MqCjjK097UE/s320/goya-balcony.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5472734052206238306" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Bu resme bakınca neler hissettiğimi yazmaya çalıştım. Yazdım yazdım sildim. Ressamın anlattıklarını tekrar kendi bakışımla yazmama ne gerek var diye düşündüm, sonra ifade etme ihtiyacından tuttum, nümayişten çıktım. Yarının tatil olması ne iyi.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3061469959498725770-1517379657085005968?l=minel-garaib.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://minel-garaib.blogspot.com/feeds/1517379657085005968/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3061469959498725770&amp;postID=1517379657085005968' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3061469959498725770/posts/default/1517379657085005968'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3061469959498725770/posts/default/1517379657085005968'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://minel-garaib.blogspot.com/2010/05/majas-on-balcony.html' title='majas on balcony'/><author><name>Ganima</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11410480948119312441</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_Wo1GWoH3SoY/SfTJZaQVF5I/AAAAAAAAACM/SanfQXpAroE/S220/dn1.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_Wo1GWoH3SoY/S_MOn-vv2mI/AAAAAAAAAJM/MqCjjK097UE/s72-c/goya-balcony.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3061469959498725770.post-6841412729639657913</id><published>2010-04-29T14:08:00.000-07:00</published><updated>2010-04-29T14:21:53.093-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='öykü'/><title type='text'>songs of innocence and experience.</title><content type='html'>Güne yoldaki trafik ışıklarını selamlayarak başlamaya bayılıyorum. Kendimi evden sokağa atar atmaz, gecenin gerginliği üzerimden kalkıyor, yeniden güvende hissetmeye başlıyorum. Bu taze hisle ilk gördüğüm trafik kamerasına aydınlık bir gülümseme sunuyorum. Bu benim &lt;span style="font-style:italic;"&gt;güne merhaba&lt;/span&gt; deyişim. Zaman zaman çok yalnız kaldığım için böyle davrandığımı düşünenler oluyor ama  çok yakında yanıldıklarını anlayacaklar.  Örneğin bir gün işlemedikleri bir cinayetle suçlandıklarında olay anında nerede olduklarını açıklayamayacaklar. Ama benim buna verecek cevabım her zaman mevcut. Sokağa ilk çıktığım andan itibaren trafikte, yolda, metrobüste, trende, vapur istasyonunda, tramvayda, bankada, okulda, işte, barda, restoranda, alışveriş merkezinde, spor salonunda  izleniyorum. Hele İstiklal caddesinde bir sistem var ki “allah sizi inandırsın elinde piyango bileti olsun üzerindeki rakamları seçebilir.”  İşte ben de bu kameraların önünden bilerek  ve sık sık geçiyor, bir göz kırpıp yoluma devam ediyorum. Böylece gerçekten katil olmadığım sürece beni kimse cinayetle suçlayamayacak. Kendimi o kadar güvende hissediyorum ki.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3061469959498725770-6841412729639657913?l=minel-garaib.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://minel-garaib.blogspot.com/feeds/6841412729639657913/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3061469959498725770&amp;postID=6841412729639657913' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3061469959498725770/posts/default/6841412729639657913'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3061469959498725770/posts/default/6841412729639657913'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://minel-garaib.blogspot.com/2010/04/songs-of-innocence-and-experience.html' title='songs of innocence and experience.'/><author><name>Ganima</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11410480948119312441</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_Wo1GWoH3SoY/SfTJZaQVF5I/AAAAAAAAACM/SanfQXpAroE/S220/dn1.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3061469959498725770.post-1309544890991140055</id><published>2010-01-12T00:37:00.000-08:00</published><updated>2010-01-12T00:51:24.978-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='öykü'/><title type='text'>yalnızca kaçıklar için.</title><content type='html'>Bir yılbaşı gecesi oyunu yazdım. Bu oyunu geceyi yapayalnız ve karanlık geçiriyorsanız bile bir kadeh şarap (şarap opsiyonel) eşliğinde oynayabilirsiniz. Oyunun tek kuralı kendinize karşı dürüst olmanız. Gerisi size kalmış. Övünmek gibi olmasın ama ben bu oyunu yılbaşında olmasa da oynadım ve oldukça tatmin edici buldum. Şimdi oyunun kuralını da belirttikten sonra nasıl oynanacağını kısaca anlatayım. Aşağıda yazdığım kısa diyaloğu okuyorsunuz ve sırayla karakterlerin yerine kendinizi karşısındakine de aklınızdan seçtiğiniz bir veya birden çok tanıdığınızı koyuyorsunuz. İstediğiniz kadar tekrarlayabilirsiniz. Oyunun amacı ise; diyalogta kaç tane yalan geçtiğini bulmak. Bu kadar basit. Haydi iyi eğlenceler, mutlu yıllar.. İşte diyaloğumuz;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- seni seviyorum.&lt;br /&gt;- ben de seni. peki bana sevmediğin bir şey söyle.&lt;br /&gt;- birisine inanmak zorunda kaldığım zamanları sevmiyorum. sen söyle.&lt;br /&gt;- benim bu dünyada sevmediğim şey yok.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3061469959498725770-1309544890991140055?l=minel-garaib.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://minel-garaib.blogspot.com/feeds/1309544890991140055/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3061469959498725770&amp;postID=1309544890991140055' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3061469959498725770/posts/default/1309544890991140055'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3061469959498725770/posts/default/1309544890991140055'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://minel-garaib.blogspot.com/2010/01/yalnzca-kacklar-icin.html' title='yalnızca kaçıklar için.'/><author><name>Ganima</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11410480948119312441</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_Wo1GWoH3SoY/SfTJZaQVF5I/AAAAAAAAACM/SanfQXpAroE/S220/dn1.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3061469959498725770.post-6607512876752919286</id><published>2009-12-05T14:03:00.000-08:00</published><updated>2009-12-05T14:08:51.917-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='öykü'/><title type='text'>koro.</title><content type='html'>“Hep dürüstlükten kaybediyorum” dedi adam mırıldanarak. Bunu duyan herkes anlık bir sessizliğin ardından aynı anda gülmeye başladı. Önce çekingen ve sessiz olan gülüşler daha sonra korkusuz kahkalar haline geliyordu.  Gülenleri duyan onlara katılıyordu. Böylece sesler yayılarak büyüyordu. Acılı, coşkulu, hüzünlü, alaycı, şeytani, mutlu gülüşler birbirine karışarak bir ahenk oluşturmaya başladı. İnsanlar güldükçe kafaları da bir öne bir arkaya gidip geliyordu. Herkes uyum içindeydi. &lt;br /&gt;“Hep dürüstlükten kaybediyorum” dedi adam yine mırıldanarak. Bu defa herkesin kahkahaları yavaş yavaş normal gülüşlere ve ardından sessizliğe dönüştü. Acılı, coşkulu, hüzünlü, alaycı, şeytani ve mutlu gülüşler bir bir yok oldu. Artık gülecek bir neden kalmamıştı. Herkes uyum içindeydi.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3061469959498725770-6607512876752919286?l=minel-garaib.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://minel-garaib.blogspot.com/feeds/6607512876752919286/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3061469959498725770&amp;postID=6607512876752919286' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3061469959498725770/posts/default/6607512876752919286'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3061469959498725770/posts/default/6607512876752919286'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://minel-garaib.blogspot.com/2009/12/koro.html' title='koro.'/><author><name>Ganima</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11410480948119312441</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_Wo1GWoH3SoY/SfTJZaQVF5I/AAAAAAAAACM/SanfQXpAroE/S220/dn1.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3061469959498725770.post-4956488808112159350</id><published>2009-12-05T13:59:00.000-08:00</published><updated>2009-12-05T14:02:14.730-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='öykü'/><title type='text'>ters giden bir şey yok.</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_Wo1GWoH3SoY/SxrYPD3QdUI/AAAAAAAAAII/o0Dk5f3a9_M/s1600-h/ters_giden_bir_sey_yok_by_ganima.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 300px; height: 400px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_Wo1GWoH3SoY/SxrYPD3QdUI/AAAAAAAAAII/o0Dk5f3a9_M/s400/ters_giden_bir_sey_yok_by_ganima.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5411875655485781314" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3061469959498725770-4956488808112159350?l=minel-garaib.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://minel-garaib.blogspot.com/feeds/4956488808112159350/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3061469959498725770&amp;postID=4956488808112159350' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3061469959498725770/posts/default/4956488808112159350'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3061469959498725770/posts/default/4956488808112159350'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://minel-garaib.blogspot.com/2009/12/ters-giden-bir-sey-yok.html' title='ters giden bir şey yok.'/><author><name>Ganima</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11410480948119312441</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_Wo1GWoH3SoY/SfTJZaQVF5I/AAAAAAAAACM/SanfQXpAroE/S220/dn1.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_Wo1GWoH3SoY/SxrYPD3QdUI/AAAAAAAAAII/o0Dk5f3a9_M/s72-c/ters_giden_bir_sey_yok_by_ganima.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3061469959498725770.post-2159107541547586354</id><published>2009-12-02T13:12:00.001-08:00</published><updated>2009-12-02T13:27:54.592-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='öykü'/><title type='text'>iletişim.</title><content type='html'>"Alo ?" dedi. &lt;br /&gt;"Alo ?" dedim.&lt;br /&gt;"Alo ?" dedi.&lt;br /&gt;"Alo ?" dedim.&lt;br /&gt;"Alo ?" dedi. &lt;br /&gt;"Alo ?" dedim.&lt;br /&gt;"Alo ?" dedi. &lt;br /&gt;"Alo ?" dedim.&lt;br /&gt;"Alo ?" dedi.&lt;br /&gt;Telefonu kapattım.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3061469959498725770-2159107541547586354?l=minel-garaib.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://minel-garaib.blogspot.com/feeds/2159107541547586354/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3061469959498725770&amp;postID=2159107541547586354' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3061469959498725770/posts/default/2159107541547586354'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3061469959498725770/posts/default/2159107541547586354'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://minel-garaib.blogspot.com/2009/12/iletisim.html' title='iletişim.'/><author><name>Ganima</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11410480948119312441</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_Wo1GWoH3SoY/SfTJZaQVF5I/AAAAAAAAACM/SanfQXpAroE/S220/dn1.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3061469959498725770.post-8423907049590223155</id><published>2009-11-20T13:23:00.000-08:00</published><updated>2009-11-20T14:43:47.657-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='öykü'/><title type='text'>ecco homo.</title><content type='html'>Cadde kenarında bir kafe. Caddede trafik.&lt;br /&gt;Sıradan bir günün akşam üzeri. Mevsim sonbahar. Hava ne soğuk ne sıcak, vücut ısısına yakın bir ılıklıkta.&lt;br /&gt;Bir adam kafeden içeri giriyor. Kimsenin kafasını çevirip bakmayacağı kadar normal biri. Ne yakışıklı ne çirkin. Kıyafetleri bol, açık renk ve dikkat çekmeyecek kadar sade. Gölge gibi.&lt;br /&gt;Kafede altı yedi tane masa var. İçerideki insanların ruh hallerinde dışarıdaki trafikten eser yok. Herkes kendi işiyle ilgileniyor, kimse birbirinin farkında değil.&lt;br /&gt;Gölge adam kafenin en ortasındaki masaya oturuyor. Minik müzik çalarının kulaklıklarını takıp trans haline geçme çabası içinde.&lt;br /&gt;Dışarıdan bir ambulans sesi geliyor.&lt;br /&gt;Gölge, sirenleri duymuyor. Dinlendirici müziğe yoğunlaşmış.&lt;br /&gt;Yaklaştıkça can hıraş çığlıklar gibi ambulansın sesi.&lt;br /&gt;Ambulansın arkasına takılmış aracın şöförü trafikten sıyrıldığı için çok mutlu.&lt;br /&gt;Ambulansın içinde bir kadın ağlıyor.&lt;br /&gt;Transa geçen gölge adamın bilinci vücudundan ayrılıyor. Artık hiçbir şey düşünmediği simsiyah bir boşlukta.&lt;br /&gt;Ambulansın sesi önce uzaklaşıp sonra yok oluyor. Kafedeki insanların anlık tedirginliği geçiyor.&lt;br /&gt;Gölge başka bir boyutta düşünmeye başlıyor. İçinde bulunduğu gerçeklikten kopmuş, bir üst gerçeklikten alt gerçekliktekileri duyabiliyor, hissediyor, görüyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cam önünde bir kadın. Mesleği yazarlık. Tek başına oturmuş, sponsorunu bekliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Camın önünden geçen bir çocuk, annesinin elini tutmuş, yere düşürdüğü çukulatasını annesine çaktırmadan yerden alıp ağzına atıyor. Yere düşmüş çukulatanın tadı da aynı.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Bir diğer masada iki sevgili, bir çift, oturmuş konuşuyor.&lt;br /&gt;Kadın çileden çıkmış. Erkek bunun iyiye işaret olduğunu düşünüyor.&lt;br /&gt;Kadın yapma diyor, adam kadının yapmasını istediğini düşünüyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yazar kadının beklediği adam geliyor. Kadının yazılarına sponsor olacak.&lt;br /&gt;Kadın adamı görünce içinden tekrarladığı konuşmaları kesiyor, adamın elini sıkıyor. Konuşacakları aklında.&lt;br /&gt;Diyor ki: herkesi şüpheye düşürecek bir kitap yazmak istiyorum. Öyle bir şey olsun ki, mesela, kitabın sonuna kadar her olayı kutsal kitaplara göre yorumlayıp bir sonuca erdirteyim ama sonunda tanrının olmadığı ortaya çıksın. Ya da tam tersi. Benim için farketmez. Sadece şüpheye düşsünler.&lt;br /&gt;Adam diyor ki: Satmaz! Sen her daim bu son sözüm diyen ama devamlı konuşan adamın komik hikayesini yaz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gölge adam raporu için not düşmeye başlıyor: "kadınlar mutsuz... erkek egemen toplumun...."&lt;br /&gt;Tam o sırada başka bir masada bir adam sesini yükseltiyor: "SAÇMA!"&lt;br /&gt;Devam ediyor: "Polisin yolda yürüyen hippileri görüntüleri yüzünden durdurması kadar saçma ne olabilir ki."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aynı masadan bir diğer ses, adalet mümkün müdür müdür, diyor. Deli ayten gülüyor bu söze..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sevgilililerden çileden çıkmış kadın "tamam" diyor "bu son." Çantasını alıyor. Gidecekken adam bi şans dileyip öpüyor kadını. Kadın "peki" diyor. Adamın inancı pekişiyor: kadınlar söylediklerinin tam tersini isterler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yazar kadın artık direnemeyip insanları 'her daim bu son sözüm diyen adamın komik hikayesiyle' şüpheye düşürmeye karar veriyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diğer masadaki adam tekrar sesini yükseltiyor "Her gün ağlayan adamlar görüyorum. Koca koca adamlar.."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gölge adam kulaklıklarını çıkarıyor. Not tutmaya çalışıyor. Kafası karışmış. Boşveriyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kafedeki herkes eski sakinliğine bürünüyor.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3061469959498725770-8423907049590223155?l=minel-garaib.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://minel-garaib.blogspot.com/feeds/8423907049590223155/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3061469959498725770&amp;postID=8423907049590223155' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3061469959498725770/posts/default/8423907049590223155'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3061469959498725770/posts/default/8423907049590223155'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://minel-garaib.blogspot.com/2009/11/ecco-homo.html' title='ecco homo.'/><author><name>Ganima</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11410480948119312441</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_Wo1GWoH3SoY/SfTJZaQVF5I/AAAAAAAAACM/SanfQXpAroE/S220/dn1.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3061469959498725770.post-3843023319152884632</id><published>2009-08-27T15:49:00.000-07:00</published><updated>2009-08-27T16:09:03.000-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='öykü'/><title type='text'>pandoranın kutusu</title><content type='html'>G. taksimin ara sokaklarından birindeki bir kapıdan yalpalayarak dışarı çıktı. Dışarıda hava ağzından buhar çıkmasına neden olacak kadar soğuktu. Ana caddeye çıkana kadar İstiklal boyunca bir o yana bir bu yana yürümeyi sürdürdü. Bir kaç kere düşecek gibi oldu, toparlandı. Bu denge kayıplarını yakalayan bir kaç ruhani varlığa gülümsemeyi ihmal etmedi. Bir yandan devamlı “buraya kadar her şey yolunda, bilincim ve dengem yerinde” diyerek kendisini telkin etmeye çalışıyordu. “Şimdi taksiye bineceğim ve eve gideceğim” diyordu kendi kendine. Taksiye bindiğimde şöföre öndeki aracı takip et desem ne kadar komik olur, diye düşündü. Bu düşüncesine dıştan mı yoksa içten mi güldüğünü farkedemedi ama fazla da umursamadı çünkü taksisini bulmuştu. Taksi şöförü bir timsahtı. Bir kere de kendisiyle konuşan bir kırlangıç görse, kırlangıç ona şen sesiyle şakısa olmazdı zaten. Anca orangutanlar, goriller, timsahlar, ruhani varlıklar falan görürdü. Sadece bir keresinde sevimli bir kirpi yavrusuyla karşılaştığı olmuştu. “Bilinçaltıma sıçayım” diye söylendi. Yine “buraya kadar her şey yolunda, bilincim yerinde ve bunların hepsini hatırlayacağım” diye düşünerek adresi tarif etmeye çalıştı şöföre. Taksi şöförü “okay baby, calm down, sleep now, shshh...” dedi ve bastı gaza. Bir timsaha da güvenilmezdi ki. Hele kendisiyle ingilizce konuşan bir timsah görülmemiş şeydi doğrusu. “Eve gidince uyurum moruk” dedi. Sonra moruk dediğine de pişman oldu. Artık timsah ona gıcık olmasın ve zarar vermesin diye uyumak zorundaydı. Bu moruk lafını ancak ona güvendiğini ve sözünü dinlediğini göstererek telafi edebilirdi. Ama burada uyursa ve kendisini uzaylılar kaçırırsa ne olacağını kestiremedi. Ve bu fikirden vazgeçti. Uyumayacaktı. Bunun yerine taksi şöförüyle muhabbet etmeyi ve gönlünü almayı düşündü. “şu dünya üzerinde” dedi “her şey sevgiyle başlar diyen insanlar var”. Timsah onu umursamadı. "sevgisiyle insanların kafesi olan insanlar da var" diye ekledi. Timsahta yine tepki yoktu. "ben mesela" dedi "seni sevdim. sen de beni sevdin mi" diye sordu. Sorusuyla beraber insana dönüşen taksi şöförünün sevgiden yoksun yüzündeki tiksinen  ifadeyi gördü. Artık dayanamayacaktı. Dünyaya kustu. Içindeki her şeyi öğürerek dışarı çıkardı. O güne kadar dünya üzerinde gördüğü tüm kötülükler de tekrardan dünyaya saçılmıştı.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3061469959498725770-3843023319152884632?l=minel-garaib.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://minel-garaib.blogspot.com/feeds/3843023319152884632/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3061469959498725770&amp;postID=3843023319152884632' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3061469959498725770/posts/default/3843023319152884632'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3061469959498725770/posts/default/3843023319152884632'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://minel-garaib.blogspot.com/2009/08/pandorann-kutusu.html' title='pandoranın kutusu'/><author><name>Ganima</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11410480948119312441</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_Wo1GWoH3SoY/SfTJZaQVF5I/AAAAAAAAACM/SanfQXpAroE/S220/dn1.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3061469959498725770.post-5755558187532410222</id><published>2009-08-21T15:07:00.000-07:00</published><updated>2009-08-21T15:44:09.227-07:00</updated><title type='text'>bayılırım kokusuna, güneş kreminin..</title><content type='html'>Yere düşen bir karpuz çekirdeğini almaya çalışmaktan daha sinir bozucu bir şey varsa o da denizden geldikten sonra hamakta uyuklarken ayağınıza musallat olan sırnaşık kara sinektir. &lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_Wo1GWoH3SoY/So8f5Kmrj9I/AAAAAAAAAIA/hcIHorg5f08/s1600-h/DSC_0779.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 127px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_Wo1GWoH3SoY/So8f5Kmrj9I/AAAAAAAAAIA/hcIHorg5f08/s400/DSC_0779.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5372547947435888594" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3061469959498725770-5755558187532410222?l=minel-garaib.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://minel-garaib.blogspot.com/feeds/5755558187532410222/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3061469959498725770&amp;postID=5755558187532410222' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3061469959498725770/posts/default/5755558187532410222'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3061469959498725770/posts/default/5755558187532410222'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://minel-garaib.blogspot.com/2009/08/baylrm-kokusuna-gunes-kreminin.html' title='bayılırım kokusuna, güneş kreminin..'/><author><name>Ganima</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11410480948119312441</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_Wo1GWoH3SoY/SfTJZaQVF5I/AAAAAAAAACM/SanfQXpAroE/S220/dn1.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_Wo1GWoH3SoY/So8f5Kmrj9I/AAAAAAAAAIA/hcIHorg5f08/s72-c/DSC_0779.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3061469959498725770.post-5891323006687244481</id><published>2009-08-20T12:21:00.000-07:00</published><updated>2009-08-20T23:26:12.610-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='günlük'/><title type='text'>lucid dreaming</title><content type='html'>Bugün rüyamda yakın arkadaşım Ç. ile ufo gördük. Hemen ilerimizdeki iki katlı villanın tepesinde duruyordu. Bayağı büyük bir ufoydu doğrusu. Sonra bir ikincisi geldi. Biz Ç. ile heyecanlandık. Bir yandan izlemeyi istiyor ama bir yandan tırsıyorduk. Sonra gemidekiler bizi görmeden veya onların jargonunda nasıl deniyorsa, sensörleri bizi yakalamadan, kaçmaya karar verdik. Koşa koşa yakındaki bir apartmanın içine girdik. Apartman merdivenleri önce aşağı iniyor sonra yukarı çıkıyordu. Bu şekilde altıncı kata kadar çıktık. Sonra leşimiz çıktı tabi. Kapıyı bir tekme darbesiyle açtıktan sonra orda gördüğümüz ilk yatağa serildik. Önce korkuyla bekliyorduk. Bizi burda da görebilirler, duvarlar görmelerine engel olmaz ve hatta onlar ısımızı algılayacaklardır falan diye düşünürken uyuyakaldık. Sabah penceremize bir merdiven dayandığını duyduk. Yanlış duyduğumuzu düşündük önce. Tam da paranoyaklaşmayacak zamanı bulmuştuk. Normalde olsa kapıdaki penceredeki en ufak ses bizi öldürmeye gelen katiller olurdu. Ama burda uzaylı beklediğimizden ve merdivenle gelmeleri olasılığını düşünmediğimizden hiç korkmadık. Perdeyi aralayıp camdan baktık. Gerçekten de yaşlı sevimli mi sevimli bir köylü teyze camımıza tıklatıyordu. "Kaçıncı kat burağ?" diye sordu muhacir şivesiylen. Ç. bir elinin beş parmağını ve diğer elinin baş parmağını gösterdi. Kadın "he tamam" dedi tatlı tatlı gülümseyerek. Bir baktık aşağıya. Köylüler yerlerden beyaz yumuşak bir şeyler topluyor. Ufolar pamuk getirmiş dünyaya. Hem de işlenmiş. Dünya bembeyaz.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3061469959498725770-5891323006687244481?l=minel-garaib.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://minel-garaib.blogspot.com/feeds/5891323006687244481/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3061469959498725770&amp;postID=5891323006687244481' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3061469959498725770/posts/default/5891323006687244481'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3061469959498725770/posts/default/5891323006687244481'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://minel-garaib.blogspot.com/2009/08/bugun-ruyamda-yakn-arkadasm-c.html' title='lucid dreaming'/><author><name>Ganima</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11410480948119312441</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_Wo1GWoH3SoY/SfTJZaQVF5I/AAAAAAAAACM/SanfQXpAroE/S220/dn1.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3061469959498725770.post-3173036506669214426</id><published>2009-08-13T06:30:00.000-07:00</published><updated>2009-08-14T05:45:38.122-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='öykü'/><title type='text'>eksik ali.</title><content type='html'>Zamanın birinde Eksik Ali adlı upuzun boylu bir adam yaşardı. Kapılardan eğilerek geçer, meyve ağaçlarının en uzak dalındaki meyveleri ağaca çıkmadan toplayabilirdi. Yaşadığı yer kuş uçmaz kervan geçmez bir küçük köy idi. Köyde yaşayan dört beş aile ya var ya yoktu. Herkes Eksik Ali'yi tanırdı. Kendisine eksik denmesinin nedeni neydi köydeki kimse bilmezdi. Upuzun boylu bir insana Eksik denmesi oldukça ironikti doğrusu. Vakti zamanında hakkın rahmetine kavuşmuş bir ihtiyar kendisine bu lakabı koymuştu ancak niye koymuştu, aklından neler geçiyordu bilinmezdi ve bunları ilk zamanlar köyün can sıkıntısından mütevellit dedikodu yapan gençleri dışında kimse umursamazdı.  Ancak bir gün köyün en kabadayısı ve bu küçücük köydeki otuz kırk kişiye devamlı erkeklik taslayan, bu davranışlarıyla da ne kadar komik olduğunu köydeki kimsenin göremediği, bir delikanlı bu dedikodu toplantılarından birinde Eksik Ali'nin erkeklik organıyla alakalı bir durumdan dolayı ona Eksik Ali dendiğine dair bir dedikodu yaydı etrafa. Tabi ki bu dedikoduyu köyde duymayan tek kişi Eksik Ali'nin kendisiydi. Muhtemelen duysa da çok fazla tepki göstermeyecek, bir 'hmph'layıp işlerine devam edecekti. Ancak hiç duymadı. Her sabah evlerden hayvanları toplayıp köyden çıkarır, tepelere çıkar, akşama doğru da köye dönerdi. Evlerin önünden geçerken her hayvan kendi evini tanır ve sürüden ayrılır evine giderdi.  Sürüden ayrılan hayvanlarını izleyen köylüler her daim Eksik Ali'ye üzülür, "vah zavallı, çocuğu da olmayacak bunun" diye düşünürlerdi. Eğer yanlarında birileri daha varsa bilhassa "Yazık bunun rahmetli anasına babasına. Soyları kuruyacak" diye belirtirlerdi. Böylece köydeki herkes üreyebildikleri için kendilerini şanslı hisseder ve Eksik Ali'ye üzülerek aslında kendilerini pohpohlarlardı. Bu böyle uzunca yıllar sürdü gitti. Sonra bir sabah köy Eksik Ali'nin evlendiği haberleriyle çalkalandı. Daha gün doğmamıştı ancak haber her evde duyulmuştu. Eksik Ali bazı zamanlar çevredeki otların durumuna göre uzaklara gider, geceleri gelmez, bir sonraki gün köye dönerdi. Yine böyle bir zamanda bir kaç gün köyden uzak kalmış ve o arada da evlenip dönmüştü köye. Sonra otlatmış olduğu hayvanları yerlerine bırakıp evlendiği kadının yanına başka bir köye doğru yola koyulmuştu. Köylüler henüz Eksik Ali'nin evlendiği kızın ne kadar zavallı olduğunu düşünmeye fırsat bulamamışlardı ki hayvanlarını kimin otlatacağı derdi baş gösterdi.  Köydeki çobanlık görevi köyün en boş gezen kişisine, dedikoduyu yayan gence, devredildi. Genç çobanlıktan, hayvanlardan ve otlardan anlamıyordu. Kısa sürede hayvanlar sağlıklarını kaybettiler. Yeterince süt veremez oldular. Koyunların yünleri bile pislenip kırçıllaştı. Hayvanların sağlığını kaybetmesi de insanların morallarini ve sağlıklarını olumsuz etkilemeye başladı. Köylüler sorumlu tutacak birine ihtiyaç duydular. Önce yeni çobanı suçlamayı düşündüler ancak çoban onları kolayca geri püskürttü. Köylüler de anladılar ki suçlu o değil. "Tabi ya! " dediler. Sorumlu Eksik Ali'den başka kim olacaktı.&lt;br /&gt;Köylüler Eksik Ali'yi suçlayadururken köye Eksik Ali'nin nurtopu gibi bir erkek bebeği olduğu haberi ulaştı. Bu da artık bardağı taşıran son damlaydı. Herkes, onun yüzünden, hem maddi hem de manevi çöküntü içindeyken o oralarda mutlu mesut yaşıyordu. Bu hiç de adil değildi. Hemen köyün delikanlılarından bir grup oluşturuldu. Seçilen gençler Eksik Ali'nin köyüne gidip onu evir çevir dövüp ağzını burnunu dağıttılar. Eksik Ali şaşkındı ama hiç karşılık vermedi. Sadece bir 'hmph'layıp yumruklardan tekmelerden en az nasıl zarar görebileceğini düşünüyorsa ona göre durmaya çalıştı. Ancak hasar ağırdı. Dayaktan sonra görevlerini yerine getirmenin gururunu yaşayan gençler Eksik Ali'ye doğuştan dilsiz oluşundan dolayı Eksik Ali dendiğini bile öğrenemeden köylerine dönüp zaferlerini coşkuyla kutladılar. Köy halkı yeniden mutluydu.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3061469959498725770-3173036506669214426?l=minel-garaib.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://minel-garaib.blogspot.com/feeds/3173036506669214426/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3061469959498725770&amp;postID=3173036506669214426' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3061469959498725770/posts/default/3173036506669214426'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3061469959498725770/posts/default/3173036506669214426'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://minel-garaib.blogspot.com/2009/08/eksik-ali.html' title='eksik ali.'/><author><name>Ganima</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11410480948119312441</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_Wo1GWoH3SoY/SfTJZaQVF5I/AAAAAAAAACM/SanfQXpAroE/S220/dn1.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3061469959498725770.post-5186257943190891238</id><published>2009-07-24T03:29:00.000-07:00</published><updated>2009-08-14T05:46:25.962-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='deneme'/><title type='text'>Gaste.</title><content type='html'>Bence sadece iyi haberler yapan bi gazete olmalı. Dün araştırdım, bu fikir önceden düşünülmüş ve ilk kez İtalya'da uygulanmış. Gazete satılmış mı satılmamış mı, gazeteye ilgi nası olmuş bi fikrim yok. Ama böyle bir şey olsa insanın günü daha güzel başlayabilir diye düşünüyorum. Benim vurdumduymaz ve gözlerini yummaya çalışan bir insan olduğumu düşünmenizi istemem ama her sabah tecavüz, cinayet ve işsizlik haberleri okumak istemiyorum gerçekten. Yani bunları okumamın bu olaylardaki mağdurların acılarına ortak olmak olduğunu falan düşünebilsem keşke. Hissedebildiklerim sadece hiddet, nefret, stres gibi duygular. Bunların da gerçekten kimseye yararı yok. En azından sabahları iyi haberlerle başlasak diyorum.  &lt;br /&gt;Bu sabah işe geldiğimde netten gazeteleri şöyle bir taradım. Sizin için bugünlük kısa bir derleme yaptım. Böyle bir gazete olsa nasıl olurmuş bir bakalım. &lt;br /&gt;Ve şimdi haberler: &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugün de teknoloji haberlerimiz son derece iyi. Teknolojideki gelişmeler nası sonuçlara hasıl olur tabi orasını bilemeyiz ama distopyalar üretmenin alemi yok sayın okuyucular. En nihayetinde kök hücreden fare üretilmiş. Ayrıca mars yolculuğu 6 aydan 39 güne düşürebilecekmiş, bunu sağlayabilecek bir iyon motoru geliştiriliyormuş. &lt;br /&gt;İnsanların bisiklete binmeyi öğrendikten sonra bir daha unutmamasının nedeni de beyincikteki bir sinirmiş. Bu sonuncusunu bilmek bize ne kazandırır emin değilim ama sonuçta bir gelişme. Bilim insanları çalışıyor. Bu güzel bir şey. &lt;br /&gt;Ayasofya'nın 160 yıldır karanlıkta kalmış bir sırrı gün ışığına kavuşmuş. En son Sultan Abdülmecid ve o dönem restorasyonu yürüten İsviçreli mimar Gaspare Fossati'nin gördüğü, üzerleri sıva ve metal maskeyle kapatılan 700 yaşında olduğu tahmin edilen altı kanatlı melek figüründen birinin yüzü açılmış. Eminim bu haber de ilgililerini heyecanlandırıyordur. &lt;br /&gt;Bugünkü kültür ve sanat haberleri de yine hiç fena değil sevgili okuyucular. Bodrum'da yapılan D-Marin Turgutreis Uluslararası Klasik Müzik Festivali Fazıl Say ve Kopatchninskaja konseriyle başlamış. Fırsatımız olsa da dinlesek değil mi. &lt;br /&gt;Ayrıcaa şimdi bildireceğim haberi ben bile çok heyecanla karşıladım.. Sıkı durun! Mozart'ın 2 yeni eseri keşfedilmiş. Evet. Piyanoyla çalınabilecek bu iki eserle ilgili açıklamalar 2 Ağustos'ta Salzburg'da yapılacak sunumda verilecekmiş. Merakla ve heyecanla bu günü bekleyeceğiz. &lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_Wo1GWoH3SoY/SmmNWweNmrI/AAAAAAAAAFw/awPJKN64JeQ/s1600-h/pic.php.jpg"&gt;&lt;img style="float:right; margin:0 0 10px 10px;cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px; height: 153px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_Wo1GWoH3SoY/SmmNWweNmrI/AAAAAAAAAFw/awPJKN64JeQ/s200/pic.php.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5361972253469547186" /&gt;&lt;/a&gt;Günün başka bir en önemli haberi ise; Galapagos Adaları'nda oraya özgü ve türünün son erkek örneği olan Yalnız George adlı kaplumbağayla çiftleşen 2 dişi kaplumbağadan birinin 5 tane yumurtasının olması. Geçen yılki yumurtalar boş çıkmış. Bu yıl ki yumurtalarda yavru olup olmadığı da Kasım ayında belli olacakmış. Dolu olmasını umut ediyoruz tüm kalbimizle. &lt;br /&gt;Spor haberlerinin iyi veya kötü oluşuysa bilindiği üzere çoğu zaman göreceli. Tutulan takımlar sevilen sporlar bu göreceliliği belirleyen faktörler. Bu konuda dostluk ve barış kazansın diyerek politika haberlerine geçiyorum. Bu alanda bir gelişme bulamayacağımı sananlarınız olabilir. Ama az da olsa iyi sonuçlara vesile olabilecek havadislerim var. Ufuk Uras'lar yeni bi sol parti için kolları sıvıyorlarmış. Belli mi olur belki de güzel bir gelişmeye neden olurlar. Ayrıca  çalışma ve sosyal güvenlik bakanı, kot işçilerinin sesini duyup görüşmeye çağırmış . Yarın bunun iyi bi haber olduğunu görmek dileğiyle bugünlük bu kadar diyorum. Aman ha.. Yarın yazın en sıcak günü olacakmış. Serinde kalınız, esen kalınız.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3061469959498725770-5186257943190891238?l=minel-garaib.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://minel-garaib.blogspot.com/feeds/5186257943190891238/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3061469959498725770&amp;postID=5186257943190891238' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3061469959498725770/posts/default/5186257943190891238'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3061469959498725770/posts/default/5186257943190891238'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://minel-garaib.blogspot.com/2009/07/gaste.html' title='Gaste.'/><author><name>Ganima</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11410480948119312441</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_Wo1GWoH3SoY/SfTJZaQVF5I/AAAAAAAAACM/SanfQXpAroE/S220/dn1.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_Wo1GWoH3SoY/SmmNWweNmrI/AAAAAAAAAFw/awPJKN64JeQ/s72-c/pic.php.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3061469959498725770.post-3544609692593274009</id><published>2009-07-22T01:03:00.000-07:00</published><updated>2009-08-14T05:47:00.185-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='günlük'/><title type='text'>sivrisinek saz.</title><content type='html'>Sivrisineklerin negatif kan gruplarından hoşlanmadıkları yalan bence. Tam bi negatif insan olmama rağmen nedense sivrisinekler karşısında dayanılmaz bir cazibem var. Evde onca insan varken ve sivriler hiç birine dokunmazken gelip beni buluyorlar ve ciddi hasarlara neden oluyorlar.&lt;br /&gt;Bu yüzden önceleri sivrisinek öldürürken içim cız ederken şimdi meşum bir zevk aldığımı itiraf etmeliyim. Gerçi çevremdeki insanlar açısından bu çok bariz değişimi itiraf etmeme gerek yok tabi. "Sivrisineklere ölüm" diyerek geziniyorum evde. "Gördüğünüz yerde saldırın" diyorum evdeki çocuklara. Eh bu konudaki çabalarım popülasyonda biraz azalma yarattı tabi. Ama her pencerede sineklik varken, ben o iğrenç kokulu sivrisinek kovucu kolanyayı sürerken niye halen gelip beni ısırıyorlar bilmiyorum. Ayrıca kendimde şiddet konusunda vuku bulan bu değişiklikten hiç hoşlanmıyorum. Ama demek gerçekten de acı çeken acı çektirmeye çalışıyor. Tabi sivrisinek açısından da bakmak lazım duruma. İhtiyacı olmasa yapar mı çocuk? Yapmaz gibi geliyo bana ama bu konuyu malesef hiçbir zaman tam anlamıyla açıklığa kavuşturamayacağız. Ve benim gibi insanların sivrisinekler üzerindeki soykırım çabası da şuursuzca sürecek.&lt;br /&gt;Bazen pek üzülüyorum. Karşımdaki insan olsa anlayacağım durumu. Diyeceğim ki etkiye tepki. Çünkü çoğu insan ilişkisinin temeli bu. Örneğin, sivrisinek benimle aynı düzeydeki bir insan olsaydı ilişkimiz şöyle olurdu; o bir şeyin açlığıyla çeşitli isteklerini öne sürerdi, beni ısırıp kötü davranırdı, ben onu tekmeyle evden dışarı atardım, öldüremezdim çünkü gücüm yetmezdi, o evden dışarı atıldığı için çok kızardı ve acı çekerdi bunun üzerine bana aklına o güne kadar gelmemiş milyon tane laf sayardı, ben de bu laflara kızardım ve ilişkimiz soğuyana kadar veya birisi basit insan davranışlarını sergilememeyi düşünene kadar olay böyle bi döngü şeklinde sürerdi. Ama işte hayvanlarla olay böyle bi döngüye erişemiyor. Sıra güçlü olan İnsan'a geldiği anda başlayamamış döngü sona eriyor. Bu da gücü yetenlerin gücü yetmeyenlere yaptığı zulümden sadece biri olarak tarihe yazılıyor.&lt;br /&gt;Sivrisinek aslında köpek kadar bir şey olsaydı belki bir canlıyı öldürdüğümüzün daha çok ayrımına varabilirdik. Gerçi o zaman sivrisineğin ısırmamasının yolunu bulabilirdik veya ne biliyim onu öldürmeden uzaklaştırmanın yolu da kolay olurdu. Sivrisinek kovucu kimyasallara ihtiyacımız da kalmazdı ve çok değerli canlarımızın o kimyasallarla zarara uğradığını da düşünmezdik.&lt;br /&gt;Her neyse. Böylece kendimi akladıktan sonra artık gidip cibinlik teknolojisi üzerine düşünebilirim. İnsanların neden günah çıkardıklarını anlıyorum.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3061469959498725770-3544609692593274009?l=minel-garaib.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://minel-garaib.blogspot.com/feeds/3544609692593274009/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3061469959498725770&amp;postID=3544609692593274009' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3061469959498725770/posts/default/3544609692593274009'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3061469959498725770/posts/default/3544609692593274009'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://minel-garaib.blogspot.com/2009/07/sivrisinek-saz.html' title='sivrisinek saz.'/><author><name>Ganima</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11410480948119312441</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_Wo1GWoH3SoY/SfTJZaQVF5I/AAAAAAAAACM/SanfQXpAroE/S220/dn1.jpg'/></author><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3061469959498725770.post-7574491625703587380</id><published>2009-07-07T00:25:00.000-07:00</published><updated>2009-08-14T05:47:15.098-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='anı'/><title type='text'>i kissed the cableguy, i saved the world.</title><content type='html'>En çok güldüğüm, benim için en komik, anı hatırlamaya çalıştığımda hep aynı an aklıma geliyor. İki fransız ve bir türkle Süleymaniye'nin oralarda bir yerde menemen yiyorduk. Yan masada da belli ki Beyazıt'daki üniversiteden çıkmış Anadolulu gençler vardı. Bir tanesi "tuz istesene" dedi diğerine. Diğeri dışarı çıktı, o sırada yoldan hızla geçen bir adama "pardon tuz alabilir miyiz? " diye sordu. Ben ve soruyu soran gencin olayı gören arkadaşları gülmeye başladık. Bir kopuş anıydı adeta. Benim masadaki arkadaşlar ne olduğunu anlamadılar. Sonradan anlatmaya çalışsam da onlara hiç komik gelmedi bu durum. Ama ben hatırlar hatırlar gülerim.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3061469959498725770-7574491625703587380?l=minel-garaib.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://minel-garaib.blogspot.com/feeds/7574491625703587380/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3061469959498725770&amp;postID=7574491625703587380' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3061469959498725770/posts/default/7574491625703587380'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3061469959498725770/posts/default/7574491625703587380'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://minel-garaib.blogspot.com/2009/07/i-kissed-cableguy-i-saved-world.html' title='i kissed the cableguy, i saved the world.'/><author><name>Ganima</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11410480948119312441</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_Wo1GWoH3SoY/SfTJZaQVF5I/AAAAAAAAACM/SanfQXpAroE/S220/dn1.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3061469959498725770.post-5268082606743703812</id><published>2009-07-02T14:37:00.000-07:00</published><updated>2009-08-14T05:47:31.660-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='günlük'/><title type='text'>happily ever after</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_Wo1GWoH3SoY/Sk0o7V4nETI/AAAAAAAAAC0/SFDN_8MJAGo/s1600-h/happily+ever+after.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 132px; height: 200px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_Wo1GWoH3SoY/Sk0o7V4nETI/AAAAAAAAAC0/SFDN_8MJAGo/s200/happily+ever+after.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5353980531965366578" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evet.. Nerde kalmıştık hm.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3061469959498725770-5268082606743703812?l=minel-garaib.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://minel-garaib.blogspot.com/feeds/5268082606743703812/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3061469959498725770&amp;postID=5268082606743703812' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3061469959498725770/posts/default/5268082606743703812'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3061469959498725770/posts/default/5268082606743703812'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://minel-garaib.blogspot.com/2009/07/happily-ever-after.html' title='happily ever after'/><author><name>Ganima</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11410480948119312441</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_Wo1GWoH3SoY/SfTJZaQVF5I/AAAAAAAAACM/SanfQXpAroE/S220/dn1.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_Wo1GWoH3SoY/Sk0o7V4nETI/AAAAAAAAAC0/SFDN_8MJAGo/s72-c/happily+ever+after.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3061469959498725770.post-1539498873842708610</id><published>2009-06-12T14:54:00.000-07:00</published><updated>2009-08-14T05:48:06.088-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='günlük'/><title type='text'>B Planı.</title><content type='html'>Gazeteler ve televizyondaki haberler felaket tellalı gibi. Salgın hastalıklar, cinayetler, gasplar, işkence, terör vs. insanı korkutacak derecede olağanlaşmaya başladı. Şaşırtmıyor bile artık. Ya da ben olağan görmeye başlamışımdır tabi. Bilgisayar oyunlarının etkisi bile olabilir. Her neyse. Geçenlerde otobüs durağının tekinde bi paket unutmuşlar. Şüpheli bulmuş polisler falan. “Olay yeri girilmez” yazılı bant çekmişler, paketin bir metre ötesinden çember oluşturulmuş bantla. Ben ve diğer tüm insanlar da bantın yanından yürüyüp geçiyoruz. Ama o şeritten sakınan bir insan bile yok. Paketin içinde bomba olma olasılığı  aklıma gelince tam ordan geçerken patlaması ihtimalini düşünüyorum. Acaba bombanın tesirine bağlı olarak kafam kollarım falan koparsa ne kadar uzağa uçar, diye düşünüyorum. Arkamdan ağlayan annemi falan düşünüyorum. Öyle böyle bi  ağlama değil tabi. Üzülüyorum sonra bayağı. Koşturup gidiyorum ordan. Ilginç geliyor. Hergün ölümle burun buruna yaşıyoruz sanki. Bu gazeteler ve haberler insanı iyice paranoyaklaştırıyor. Çocukları dışarda gezinen bi ev hanımının televizyon izleyip gazete okuması durumunda kafayı yememesi işten bile değil bence. Öyle birini 2012'de dünyanın sonu gelecek belki de çok korkma, diye teselli edemezsin ki. Dünya'nın sonundan ne anladığımız da mühim tabi bu durumda. Görmeyiz, diye düşünüyor insan zaman zaman. Ama aslında bence dünyanın sonunun gelmesi çok basit. Teknolojinin kölesiyiz en başta. Internete bir şey olsa bile dünyanın sonuna doğru bayağı büyük bi adım atmış oluruz. Dünyayı boşveriyorum da kendimi düşünüyorum. Internet ve telefon bağlantımın yok olduğu gün nekadar çok sevdiğimden koparım. Çok korkutucu bir düşünce bence. Yani aramasam sormasam da bazı sevdiklerimin bir tık ötede olması harika bir duygu. Hepinizi burdan selamlıyorum sevdiklerim. Okumuyor olsanız da bir tık ötede bunları okuyabileceğinizi düşünmek de harika bir duygu. Işte yine bir tık öteden duyabileceğiniz için söylüyorum; geçenlerde M. ile konuşurken bu senaryonun korkutuculuğu dolayısıyla bir plan yaptık. Eğer netimizi telefonumuzu falan kaybedersek mücbir sebebin (evet çok ders çalışıyorum) ortadan kalkmasını takip eden hafta çarşamba günü öğlen saati 12 civarı şu anda moda çay bahçesinin (o zaman ne olacak tanrı bilir) bulunduğu mekanda buluşacağız. Bekleriz efenim. &lt;br /&gt;Temkinli olmak ne kadar rahatlatıcı bir şey. oh.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3061469959498725770-1539498873842708610?l=minel-garaib.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://minel-garaib.blogspot.com/feeds/1539498873842708610/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3061469959498725770&amp;postID=1539498873842708610' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3061469959498725770/posts/default/1539498873842708610'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3061469959498725770/posts/default/1539498873842708610'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://minel-garaib.blogspot.com/2009/06/b-plan.html' title='B Planı.'/><author><name>Ganima</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11410480948119312441</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_Wo1GWoH3SoY/SfTJZaQVF5I/AAAAAAAAACM/SanfQXpAroE/S220/dn1.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3061469959498725770.post-4444073336491903534</id><published>2009-05-01T12:37:00.000-07:00</published><updated>2009-08-14T05:48:23.683-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='günlük'/><title type='text'>1 Mayıs</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_Wo1GWoH3SoY/SftQRcbIYKI/AAAAAAAAACs/lRSkyKnyl1Q/s1600-h/0000014282.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px; height: 158px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_Wo1GWoH3SoY/SftQRcbIYKI/AAAAAAAAACs/lRSkyKnyl1Q/s200/0000014282.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5330942844541100194" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Yok hayır bir mayıs hakkında ideolojik bir yazı yazacak değilim, korkmayın! Aslında bir mayıs günü taksimdeki çatışmalar sırasında oradaki minik dükkanının içinde mahsur kalmış bir insanın daha sonra çıkacağı  seyahatin yol hikayesini yazmak istiyordum. Yani bu düşünceyle yazmaya başlayacaktım.  Ama sonra: “bi road trip kaça patlar ?” diye düşündüm. Amerikalıların yol öykülerinin neden bu kadar çok olduğuna dair çok parlak keşfim de bu soruyla beraber ampul şeklinde belirdi beynimde. Bir kere benzin çok ucuz. Araba desen keza. Eh haliyle arabayla keyfi olarak seyahet de lüks sayılmıyor. Ordaki lusırlar, esrarkeşler, piskopatlar bu şekilde bir hayat sürebiliyorken burda sadece zenginler böyle bir şey yapabilir. Zengin adam da turlara katılıp otelde kalmayı yeğliyor çoğunlukla. O da sadece tatilde. &lt;br /&gt;Tabi bu keşfin ardından öykümü yazamazdım. İnsanın hayalgücünü bile köreltiyorlar. &lt;br /&gt;Olmaz ki! Böyle bir ülkede yaşıyoruz bari yaşadığımız yıllar nisan, eylül, mayıs aylarının bi döngüsü şeklinde meydana gelseydi. Bugün çilek yıkarken bunun üzerine biraz düşündüm de- o koku, renk ve tadın birleşimi bir nevi aşk gibi insanda saçmalama arzusu oluşturuyor herhalde- eğer aylar nisan, eylül, mayıs şeklinde dönerse benim doğumgünüm hiç olmaz. O zaman hiç yaşlanmaz mıyım yoksa sadece hediye mi alamam. Bilim insanları bu konuyu araştırdıktan sonra bu konudaki dileğimi şekillendireceğim sanırım. &lt;br /&gt;Bu arada bu kadar saçma düşünebiliyorken arabayla seyahatin maliyeti yüzünden öykünün saçmalığını niye dert ettim bilmiyorum. Belki de bir gün yazarım.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3061469959498725770-4444073336491903534?l=minel-garaib.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://minel-garaib.blogspot.com/feeds/4444073336491903534/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3061469959498725770&amp;postID=4444073336491903534' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3061469959498725770/posts/default/4444073336491903534'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3061469959498725770/posts/default/4444073336491903534'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://minel-garaib.blogspot.com/2009/05/1-mays.html' title='1 Mayıs'/><author><name>Ganima</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11410480948119312441</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_Wo1GWoH3SoY/SfTJZaQVF5I/AAAAAAAAACM/SanfQXpAroE/S220/dn1.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_Wo1GWoH3SoY/SftQRcbIYKI/AAAAAAAAACs/lRSkyKnyl1Q/s72-c/0000014282.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3061469959498725770.post-9041166399136330762</id><published>2009-04-25T15:12:00.000-07:00</published><updated>2009-08-14T05:50:22.937-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='deneme'/><title type='text'>Ayı Ganima</title><content type='html'>Doğada hayatta kalmak zor zanaattir vesselam. Ben de hayatta kalmış ve mutlu bir insan olarak görüşlerimi sizlerle paylaşayım diyorum.&lt;br /&gt;Misal; büyük adada piknik yapacaksınız. Sabah erkenden kalkmışsınız. Serin bir sabah. Hafif bir baş ağrınız var. Belki de dün pasif içiciliğin sınırlarını zorladınız. Hem Pınar Selek'in savunmasını okumuşsunuz bir gece önce. Ağlamışsınız gözleriniz şişmiş. Bok gibi görünüyorsunuz afedersiniz. Piknikten vaz mı geçeceksiniz. Peki tüm gün boyunca somurtacak mısınız. Tabi ki hayır. Hemen hazırlanıp kendinizi dışarı atacaksınız. Sonra piknikte topladığınız papatyalardan çay yapar sitresinizi giderirsiniz. Ondan kolay ne var. &lt;br /&gt;Başka bir misal; hoşunuza gitmeyen bir şeyler olduğunu midenizde hissediyorsunuz ama bunun ne olduğunu bir türlü hatırlayamıyorsunuz. Bu bir düşünce bile olamayan his parçası ruhunuzu sıkıştırıyor. Öyle ki siz kendinizi okuduğunuz kitaba bile veremiyorsunuz. Biliyorum böyle sorunlarınız var. Korkmayın, herkesin başına gelebilir. Yapacağınız şey; biraz toprağa basmak sonra hatırlanmayan hakkında yapacak hiçbir şeyin olmadığını kendi kendinize tekrar ederek ametistten bir kolye almak. Takacaksınız. Sıkıntı mıkıntı pırrr uçup gidecek.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3061469959498725770-9041166399136330762?l=minel-garaib.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://minel-garaib.blogspot.com/feeds/9041166399136330762/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3061469959498725770&amp;postID=9041166399136330762' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3061469959498725770/posts/default/9041166399136330762'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3061469959498725770/posts/default/9041166399136330762'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://minel-garaib.blogspot.com/2009/04/ay-ganima.html' title='Ayı Ganima'/><author><name>Ganima</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11410480948119312441</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_Wo1GWoH3SoY/SfTJZaQVF5I/AAAAAAAAACM/SanfQXpAroE/S220/dn1.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3061469959498725770.post-6832068283396121426</id><published>2009-04-14T14:02:00.000-07:00</published><updated>2009-08-14T05:52:39.040-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='öykü'/><title type='text'></title><content type='html'>Havanın nemli ve sıcak olduğu bir cuma gecesi tüm mekanlar hınca hınç insanla doluydu. Arkadaşlarla biraz da dışarıda zaman öldürelim diye düşünerek kendimizi sokağa atmıştık. Zorla bulduğumuz hiç de konforlu olmayan bir masada oturmuş, çene çalıyorduk. Ortamda yeni tanıştığım bir eleman, çalan müziğin sesini bastırmaya çalışarak: “Ee sen de biraz kendinden bahsetsene, nasıl birisin? ” diye sordu bana. Ben bu sıkıcı soruya nasıl cevap versem ki diye düşünmeye bile üşenirken, daha o günün sabahı, yani sabah dediğim saat öğleden sonraya gelmişti, keşfettiğim bir şeyi hatırladım aniden ve “Ben helikopter görünce aklına kingkong gelen birisiyim” dedim. Böylece kendim hakkındaki o ne söylesem yetersiz olacak gereksiz açıklamalara girişmeyecek ve onun tepkisi sonucunda ona aynı soruyu sormama gerek kalmadan onun hakkında fikir sahibi olacaktım. Ne kadar da zekiydim öyle. Ayrıca hep kendimi anlatmaya çalışmaktan bıkmıştım. Bence bu harika bir cevaptı.&lt;/p&gt; &lt;p style="margin-bottom: 0cm;"&gt; Merakla nasıl karşılık vereceğini beklerken o lanet gülümsemeyi fırlattı bana. Evet o lanet, altında ne yattığını bir türlü kestiremediğim gülümseme! O an henüz kendimi bu gülümsemenin ne anlama geldiğini keşfetmeye adayacağımı farketmemiştim. Ama kafamda oluşan bu soru çok geçmeden içimi kemirmeye başlamıştı. Yani bunun milyon tane yanıtı olabilirdi. Bu cevabım hoşuna mı gitmişti, öylesine sorduğu bir soruydu ve dolayısıyla cevabımı bile dinlememiş miydi.. İşin aslı, insanlar iletişim kuramasın diye kasten açılmış o korkunç müziğin de etkisiyle neden bahsettiğimi anlamamış bile olabilirdi. Ya da ben kendi cevabımı çok önemsediğim için o gülümsemede bir anlam arıyordum. Bunları bilemiyorum. Ama hayatımı değiştiren bir andı o an. Ah o gizemli gülümseme!&lt;/p&gt; &lt;p style="margin-bottom: 0cm;"&gt; O günden sonra o elemanla ilişiğimi kesmezken devamlı yeni birileriyle tanışmaya ve nasıl birisin sorusuna hep aynı şekilde cevap vermeye başladım. İnsanları bu cevaba karşı edindikleri tavır doğrultusunda tasnifliyordum. Gülenler, aynı zamanın insanlarıyız diyenler, ben de.. diye başlayıp kendisiyle alakalı bir şeyden bahsedenler, nasıl yani diyenler, gözlerini devirenler, uçan bir helikopter mi diye soranlar... vs vs vs. Hiç kimse bana o gizemli gülümsemeyi atmıyordu. Ve bu beni o elemana daha da bağlıyordu.  &lt;/p&gt; &lt;p style="margin-bottom: 0cm;"&gt; Internette yeni birisiyle tanıştıktan sonra bu soruyu sormayacak olsa bile önce ben soruyor ve karşımdakinin aynı soruyu sormasına neden olup yüzyüze görüşürsek ona bunun cevabını vereceğimi söylüyordum. Görüştüğümüzde ise: “Ben helikopter görünce aklına kingkong gelen birisiyim” diyor ve ondan beklediğim gülümsemeyi alamayınca hiç önemsemiyor sadece listemdeki kategorisine ismini yazıp onu hayatımdan çıkarıyordum.  &lt;/p&gt; &lt;p style="margin-bottom: 0cm;"&gt; Günler, haftalar, aylar ve yıllar geçti... Ben ilk günkü motivasyonumdan hiçbir şey kaybetmeden adeta her gün insan avına çıkıyor ve aynı soruyu sordurtuyordum yakaladığım insana. “Nasıl birisin ?”  &lt;/p&gt; &lt;p style="margin-bottom: 0cm;"&gt; Günler geçtikçe insan bulmam daha da zorlaşmıştı. Neyseki internet denen bir teknoloji vardı. Çünkü artık çevremdeki tek daimi insan, o gece tanıştığım gizemli gülümsemenin sahibiydi. Onu sık sık arıyordum. Başka kimseyi de umursamıyordum.&lt;/p&gt; &lt;p style="margin-bottom: 0cm;"&gt; Çok fazla ortam değiştirdim. Uyuşturucu satıcılarıyla, içicileriyle, hırsızlarla, orospularla, iyi aile çocuklarıyla, aylaklarla, hiphopçılarla, keşlerle, entelektüellerle, aptallarla, akıllılarla, yakışıklılarla, güzellerle, çirkinlerle, avukatlarla, mühendislerle, estetik cerrahlarla ve en son olarak da buraya düşmeme neden olan bir organ hırsızıyla karşılaştım. Aslında beni katakulliye getirdi de denebilir. Gerçekten bana o gülümsemeyi atacak ve beni bu çileden kurtaracak sanmıştım. Ona güvenmiştim, inanmıştım. Ama olmadı. Aslında böbreğimin tekini aldığını bile farketmemiştim. Velhasıl kelam. Şu an buradayım. Ailemden her şeyin düzene gireceğini söyleyen insanlar var yanımda. Geçmişimden tek arkadaşım da o gizemli gülümsemenin sahibi. Beni dün ziyarete geldi. Ben artık tüm olanlardan dolayı çileden çıkmıştım. Onu görür görmez “Nasıl birisin ya sen! nasıl birisin?” diye haykırdım yüzüne. Soru dolu gözlerime biraz şaşkınlıkla baktı. “Ehm. Ben. Ben.. Helikopter görünce aklına kingkong gelen birisiyim” dedi.&lt;br /&gt;Ona boş boş baktım.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3061469959498725770-6832068283396121426?l=minel-garaib.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://minel-garaib.blogspot.com/feeds/6832068283396121426/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3061469959498725770&amp;postID=6832068283396121426' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3061469959498725770/posts/default/6832068283396121426'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3061469959498725770/posts/default/6832068283396121426'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://minel-garaib.blogspot.com/2009/04/havann-nemli-ve-scak-oldugu-bir-cuma.html' title=''/><author><name>Ganima</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11410480948119312441</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_Wo1GWoH3SoY/SfTJZaQVF5I/AAAAAAAAACM/SanfQXpAroE/S220/dn1.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3061469959498725770.post-3994086603262356966</id><published>2009-02-02T15:18:00.000-08:00</published><updated>2009-08-14T05:53:00.683-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='şiir'/><title type='text'></title><content type='html'>ben daha o zamanlar&lt;br /&gt;evrimin&lt;br /&gt;sevgi, nefret ve kabulleniş&lt;br /&gt;basamaklarından&lt;br /&gt;nefret aşamasındaydım.&lt;br /&gt;sonra seni gördüm.. ah.&lt;br /&gt;seni gördüm.&lt;br /&gt;yaklaşıyordun.&lt;br /&gt;durgun bir göle dalmış&lt;br /&gt;yüzüyordum.&lt;br /&gt;yeşil&lt;br /&gt;mavi.&lt;br /&gt;dünyadakileri&lt;br /&gt;suyun içinden duyuyordum.&lt;br /&gt;boğuk&lt;br /&gt;uzak.&lt;br /&gt;sonra seni gördüm.. ah.&lt;br /&gt;seni gördüm.&lt;br /&gt;uzaklaşıyordun.&lt;br /&gt;soğuk&lt;br /&gt;karanlık.&lt;br /&gt;ve ben&lt;br /&gt;yükseliyordum&lt;br /&gt;su yüzüne.&lt;br /&gt;hızlı ve&lt;br /&gt;olağan.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3061469959498725770-3994086603262356966?l=minel-garaib.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://minel-garaib.blogspot.com/feeds/3994086603262356966/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3061469959498725770&amp;postID=3994086603262356966' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3061469959498725770/posts/default/3994086603262356966'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3061469959498725770/posts/default/3994086603262356966'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://minel-garaib.blogspot.com/2009/02/ben-daha-o-zamanlar-evrimin-sevgi.html' title=''/><author><name>Ganima</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11410480948119312441</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_Wo1GWoH3SoY/SfTJZaQVF5I/AAAAAAAAACM/SanfQXpAroE/S220/dn1.jpg'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3061469959498725770.post-8744001187106576170</id><published>2008-10-15T15:30:00.000-07:00</published><updated>2009-08-14T05:53:40.678-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='günlük'/><title type='text'></title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_Wo1GWoH3SoY/SPZviFy7MfI/AAAAAAAAABE/u-Na_b_Y0Ro/s1600-h/DSC_0675-2.JPG"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer;" src="http://4.bp.blogspot.com/_Wo1GWoH3SoY/SPZviFy7MfI/AAAAAAAAABE/u-Na_b_Y0Ro/s200/DSC_0675-2.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5257512246463640050" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Ağaçların arasından gözüken dolunay..&lt;br /&gt;Araba hızlandıkça bir aydınlık bir karanlık etraf.. Tam o sıralar yalnız bir bizon sapsarı bir çayırlıkta oturmaya karar verdi ve oturdu. Eylüldü. Çok uzaktım. Bundan böyle hep eksik bir şeyler olacaktı. Ben adressizliğin ne demek olduğunu anlıyordum. Araba karla kaplı dağların üzerindeki "dünyanın tepesi" adlı otelin yanından geçti. Anlatamazdım. Bu yüzden kimse anlayamazdı. Anlatmak için yaşamaya çalışmak çok yersizdi. Fotoğraf çekmeye veya yazmaya çalışmak.. her şey boş geldi o an gözüme. Ama yaşıyordum. Ve bu hepsinden önemliydi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;eylül, 08&lt;br /&gt;Montana&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3061469959498725770-8744001187106576170?l=minel-garaib.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://minel-garaib.blogspot.com/feeds/8744001187106576170/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3061469959498725770&amp;postID=8744001187106576170' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3061469959498725770/posts/default/8744001187106576170'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3061469959498725770/posts/default/8744001187106576170'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://minel-garaib.blogspot.com/2008/10/aalarn-arasndan-gzken-dolunay.html' title=''/><author><name>Ganima</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11410480948119312441</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_Wo1GWoH3SoY/SfTJZaQVF5I/AAAAAAAAACM/SanfQXpAroE/S220/dn1.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_Wo1GWoH3SoY/SPZviFy7MfI/AAAAAAAAABE/u-Na_b_Y0Ro/s72-c/DSC_0675-2.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3061469959498725770.post-756857918727903191</id><published>2008-10-15T13:45:00.000-07:00</published><updated>2009-08-14T05:53:57.424-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='günlük'/><title type='text'></title><content type='html'>Ayın kaçı olduğunu kestiremiyorum. Teknolojiden ve her şeyden, her şeyimden uzak bu yerde günlerin hesabını yapmayı bıraktım. Saat hesaplarımı yalnızca çalışırken yapıyorum. Yorgunluk bastırdığında kendimi avutabileceğim bir araç burada saat.&lt;br /&gt;Yatağımda sırt üstü ve ters olarak yattığımda buraya özgü çam ağaçlarını görüyorum. Rüzgar estiğinde dalların hışırtısı da başka oluyor. Ve ağaçların dallarında oynaşan kuşların sesleri simsiyah ve kocaman bir kuzgunun gelişiyle bozuluyor çoğu zaman.&lt;br /&gt;Burada saymak zorunda olmadığım bir zamana sahibim. Ve zamanım bittiğinde bozulmuşları yeterince düzelttikten ve düzgünleri yeterince bozduktan sonra geri döndü diyecekler hakkımda, bilenler. Yeni baştan saracağım. Herkesten kaçtığımı sanacaklar. Kendime yakınlaşmak istediğimi görmeyecekler. Kendime yakınlaştıktan sonra herkesi seveceğim. Ben şu an tiksindiklerimi ve üzerine kusmak istediğim yapmacıklıkları seveceğim. Ama sanırım o zaman kendime olan sevgim azalacak. İçimdeki boşluk gün geçtikçe büyüyor. O büyüdükçe ben de büyüyorum ve çevredekiler küçülüyor, küçüldükçe de sevimlileşiyorlar..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ağustos, 08&lt;br /&gt;wyoming&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3061469959498725770-756857918727903191?l=minel-garaib.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://minel-garaib.blogspot.com/feeds/756857918727903191/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3061469959498725770&amp;postID=756857918727903191' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3061469959498725770/posts/default/756857918727903191'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3061469959498725770/posts/default/756857918727903191'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://minel-garaib.blogspot.com/2008/10/ayn-ka-olduunu-kestiremiyorum.html' title=''/><author><name>Ganima</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11410480948119312441</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_Wo1GWoH3SoY/SfTJZaQVF5I/AAAAAAAAACM/SanfQXpAroE/S220/dn1.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3061469959498725770.post-4937183848518200066</id><published>2008-06-17T14:51:00.000-07:00</published><updated>2009-08-14T05:55:43.542-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='öykü'/><title type='text'></title><content type='html'>(...) Böylece solmayan çiçeklerle dolu tarlana çekirgelerimin salınmasıyla, solmayan çiçek efsanesi çürütülür...&lt;br /&gt;Ve nereye düşeceğini kestiremeyen üç elma gökten gelerek asfalta çakılır. Elmalardan bir tanesi ortadan ikiye ayrılır. Orada yeni bir masal başlar.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3061469959498725770-4937183848518200066?l=minel-garaib.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://minel-garaib.blogspot.com/feeds/4937183848518200066/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3061469959498725770&amp;postID=4937183848518200066' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3061469959498725770/posts/default/4937183848518200066'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3061469959498725770/posts/default/4937183848518200066'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://minel-garaib.blogspot.com/2008/06/blog-post.html' title=''/><author><name>Ganima</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11410480948119312441</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_Wo1GWoH3SoY/SfTJZaQVF5I/AAAAAAAAACM/SanfQXpAroE/S220/dn1.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3061469959498725770.post-5606409513232702492</id><published>2007-12-01T14:48:00.000-08:00</published><updated>2007-12-01T15:42:57.934-08:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_Wo1GWoH3SoY/R1HxdTLkinI/AAAAAAAAAAk/OfM6g1Y0qpA/s1600-R/00041.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer;" src="http://1.bp.blogspot.com/_Wo1GWoH3SoY/R1HxdTLkinI/AAAAAAAAAAk/0pN5wST7tos/s200/00041.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5139154135473752690" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bana burdaki martıların nasıl olduğunu sorduğun ve benim cevap veremediğim gün kendime çok şaşırdım, tahmin edersin ki.  Beni gökyüzüne bakmaktan uzaklaştıran ne vardı ki? Yeryüzündekilerle de ilgilenmiyordum, kendimle de. Biraz düşündüm ama tabii yine sorumun cevabını bulamadım ve düşünmeyi bıraktım. Çünkü akıl sağlığım benim için önemli. Bu yüzden sorgulamaktan vazgeçip tekrar martılara bakmaya başladım. Sahilde tek başıma balık ekmek yemeye çıktım. Balıkçıların etrafı martı doluydu. Vapur iskelesinin oralarda canhıraş bağırıyolardı. Ne anlatmak istediklerini merak ettim. Sence martılar aç gözlü yaratıklar mıdır ? Yoksa onları da genellememeli miyiz?&lt;br /&gt;Sonra tavla oynamaya gittiğimiz, kadıköydeki bitişik ev çatısı manzaralı, kafenin penceresinden çatılara konan martıları iyice inceledim. Hava soğuktu. Kışı zor geçireceklerini düşünen bir kaç martı gördüm. Evet! Beden dilini sözcüklerden daha iyi anlayabilirim, biliyorsun. Tavlada yendiğim için o ruh haliyle başka martı izleyemedim o gün. Ama sonraki gün açığı kapattım tabi. Hayatımın beş yılını geçirdiğim o tarihi evin kocaman pencerelerinden dışarıya bakarken gün batımında uçan çılgın martılarla karşılaştım. Kırlangıçlara kafa tutacaklardı nerdeyse, deliler. Biliyo musun o martılardan biri bizi daha önce görmüştü. Mutlaka görmüş olmalı. Ama muhtemelen hiçbir şey anlamadı.&lt;br /&gt;İşte böyle. Her zamanki gibi onlar. Ama hayır hep aynı oldukları için onlara uzun zamandır bakmıyor değilim. Bir güzelin güzelliğini izlemekten bıkmadım henüz hiç.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3061469959498725770-5606409513232702492?l=minel-garaib.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://minel-garaib.blogspot.com/feeds/5606409513232702492/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3061469959498725770&amp;postID=5606409513232702492' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3061469959498725770/posts/default/5606409513232702492'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3061469959498725770/posts/default/5606409513232702492'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://minel-garaib.blogspot.com/2007/12/bana-burdaki-martlarn-nasl-olduunu.html' title=''/><author><name>Ganima</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11410480948119312441</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_Wo1GWoH3SoY/SfTJZaQVF5I/AAAAAAAAACM/SanfQXpAroE/S220/dn1.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_Wo1GWoH3SoY/R1HxdTLkinI/AAAAAAAAAAk/0pN5wST7tos/s72-c/00041.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3061469959498725770.post-2092962236050802039</id><published>2007-10-15T12:43:00.000-07:00</published><updated>2007-10-15T12:47:23.480-07:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>Her gün önünden geçtiğim veterinerin kapanmasına ne kadar üzüldüğümü anlatabileceğim kimsem yok.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3061469959498725770-2092962236050802039?l=minel-garaib.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://minel-garaib.blogspot.com/feeds/2092962236050802039/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3061469959498725770&amp;postID=2092962236050802039' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3061469959498725770/posts/default/2092962236050802039'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3061469959498725770/posts/default/2092962236050802039'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://minel-garaib.blogspot.com/2007/10/her-gn-nnden-getiim-veterinerin.html' title=''/><author><name>Ganima</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11410480948119312441</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_Wo1GWoH3SoY/SfTJZaQVF5I/AAAAAAAAACM/SanfQXpAroE/S220/dn1.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3061469959498725770.post-5370584939489589128</id><published>2007-08-23T05:09:00.000-07:00</published><updated>2009-08-14T05:57:27.573-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='öykü'/><title type='text'></title><content type='html'>Ganima diye biri vardı. Onun yaşadığı mahallede, mahalle sakinlerinin herbiri diğerinin kapısını kilitlemediğini sanıyordu. Oysa hepsinin kapısı kilitliydi. O, kendini mahallesinde hiç yalnız hissetmiyordu.&lt;br /&gt;Güven ne kadar önemli bir sanal duyguydu böyle.&lt;br /&gt;Sonra birgün şans eseri ganima tüm kapıların kapalı olduğunu farketti. Ve parçalandı. Artık bir değil birçok ganima vardı. Değişmişlerdi.&lt;br /&gt;Genellikle Gregor Samsa ile odasında oturup meditasyon yapan ganima1 bile bazen sinirlenip içindeki çocuk olan ganima4'e bir tane patlatabilirdi. Hatta hayata küstüğü sıralarda diğer bütün kişilikleriyle birlikte işkence planları bile yapabilirlerdi ganima4'e karşı. Ganima1 için bu dünya tehlikeli bir yerdi. Ganima2 ise bu dünya için tehlikeliydi. Genellikle tüm ganimalar ayrı kişiyi sevdiler. Tüm ganimalarin sevdiği tek bir kişi varsa da genellikle o, ganimalarin sadece birini sevdi. Ganima3'ü diger ganimalar bile pek tanımadılar. Circir böceklerini ve kırlangıçları seven bu ganimayı, ilgilenecek daha önemli bir seyler bulamadıklarında keşfetmeye çalıştılar. Ancak bu çabalar çogunlukla ganima4'e yapılan işkencelerle son buldu. Ama ganimalar bu işkenceleri hiç abartmadılar çünkü ganima4'ün yok olması tüm ganimaların yok olması demekti. Zaten içlerinde en akli basinda olan küçük kiz ganima4'tü. Tüm ganimalar selim ışık'ı sevdiler ama muhtemelen selim ışık tanısa sadece ganima4'ü severdi.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3061469959498725770-5370584939489589128?l=minel-garaib.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://minel-garaib.blogspot.com/feeds/5370584939489589128/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3061469959498725770&amp;postID=5370584939489589128' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3061469959498725770/posts/default/5370584939489589128'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3061469959498725770/posts/default/5370584939489589128'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://minel-garaib.blogspot.com/2007/08/ganima-diye-biri-vard.html' title=''/><author><name>Ganima</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11410480948119312441</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_Wo1GWoH3SoY/SfTJZaQVF5I/AAAAAAAAACM/SanfQXpAroE/S220/dn1.jpg'/></author><thr:total>3</thr:total></entry></feed>
